• Deneme,  Eleştiri,  Psikoloji,  Toplum

    Yaşamak ya da Yaşamamak tüm mesele bu

    Karanlıkların içinden kalbimizin küçük parçalarını yansıtan yıldızlar var. Her gün itina ile gecenin içerisinden bize sırıtıyorlar. Acaba gökyüzü kalbimize benzeseydi, kalbimizde bu denli karanlık olur muydu? Anlatılacak o kadar duygu, huzur hali, ihanetler varken insan hiçbir hikâyeye yakıştıramıyor kendini. Yok ya, insanın acılarına da saygıları kalmamış bu insanların. Derdini anlatsan bir dert, anlatmasan bin dert. Neyin var oğlum derler. Ağzını açtığında bu muydu yani üzüldüğün şey boş ver derler. O kadar kolay mı boş vermek. Sanırım kolay. Çünkü insanoğlu yaşama telaşına o kadar kaptırmış ki kendisini. Her gün sabahın yedisinde uyanır telaşla işe gider haftanın bir izin gününde eğlenmeye bakar. Yemek yer, uyur, TV izler, yürür, konuşur, susar, uyur, uyanır.…

  • Şiir

    Şiir kendisinin şiir olduğunu bilemez

    Aklımı yaşadım akılsızlaştım, Kalbimi yaşadım kalbim pof diye kayboldu ortalıktan. Güveni tattım, bıçak güvenin arkasındaymış, onunla karşılaştım. Yakınım dediklerim sanki duymuşlar gibi uzaklaştılar. Şarkı dinledim 100. dinleyişimde bıktım. Tanrıya inandım, düştüğümde yanımda değildi. Göremeyince bıraktım. Şeytana taptım, Meğersem şeytanın terimi, alkol ve seks değilmiş bunu da yaşadım. İnsanların gözlerine baktım. Her insandan daha fazla şey gördüğüm için görmeyi bıraktım. İyiliğin içindeki kötülüğe alıştım, kötülüğün içindeki iyiliğe kandım. Çok gezmek, çok okumak istedim. Çok gezdikçe ait olduğum mekânı unuttum. Çok okudukça yoruldum. Aynaya baktığımda beğenemedim kendimi. Karşımda başkası durdu hep. Karakterim hem çok güçlüydü hem savunmasız. Bir savaşta yenildim. Tekrar doğdum kazanmak için, tekrar savaşa koştum. Tekrar yenildim. Bombalar, ateşler, yanan…

  • Art By Lucia Demi
    Şiir

    TANRI

    Art By Lucia Demi   Tanrının sözlerini unuttum. Tanrının çocuklarına uydum. Bir yaz akşamı, gökyüzü. Bulutların oturuşu yüreğimi burkuyor, Yassı ağaçlar bana gülümsüyor. Bu kumral gecelerin sahibi benim, şu ovacıklar kıvrılan belim. Hangi gün yüzünü göreceğim? Yetmiş milyar insanın, içinde yaşamaya çalıştığı bir gezegenden yazıyorum. Biz insanlar okumayız. Kim yazmış, ölmeyenleri? Hiçbirimiz soyunmayız üşüyen evlere. Beriki evimiz, gündüz kondu. Uykularımız aheste güneşten, tenimiz nazikçe krem ister nasırlı ellerden. Henüz vakti dolmadı çark-ı şehlanın. Azdan çok, çoktan az gitmemeliydi. Siz ne biçim bir biçimsizsiniz? Aşağı söylesem bitap düşecek beşer, yukarı söylesem sesim rüşvet bilmez. Karlı güzler geri gelecektir. O zaman geçmişime güzel yemekler pişireceğim. İnce tenlerin ardından beni izleyiver. Göreceksin ki…

error: Kopyalanmaz, çoğaltılmaz, emeğe saygı!!