Deneme,  Toplum

Sol ve Sağ

Küçük çocuk annesine sordu: ”sol ne demek?”

anne bir süre düşündükten sonra yanıtladı: ”sol; sokakta seksek oynamak demek, korkudan öleyazsan da lunaparkta zincirli sandalyeye binmek demek, gece yatağından gökyüzünü izleyip gözüne kestirdiğin bir yıldızla sır paylaşmak demek, küçük fokları gaddarca öldüren fok katillerini hiç unutmamak ve kürk giymiş bir bayanın üstüne, ‘yaşasın foklar’ diyerek kalıcı boya atmak demek, yunusların bazen bir insan olduğunu düşünmek ve onların o muhteşem özgürlüklerini kıskanmak demek, afrika’da bir ay sonra 700 bin yaşıtın çocuğun susuzluktan öleceğini öğrenip kumbaradaki parayı koşarak acil yardım kurumlarına götürmek ve bundan böyle diş fırçalarken musluğu kapalı tutmak demek, yemeğini bitirip geri kalanını üşenmeden bir torbaya koyup en yakın hayvan barınağına götürmek demek, köpeğini gezdirirken bir poşete onun bıraktıklarını almak ve çöp kutusuna atmak demek. kesilen her ağaç, yanan her orman için ne yapıp edip mutlaka ve mutlaka ağaç dikmek demek, kimselerin bu orada ne yapıyor demesine aldırmadan insanların kumsalda bıraktığı çöpleri toplamak demek, çok meraklı olmak demek, şu yaşadığımız dünyada kaç dil konuşuluyor, farklı kaç renk insan var, neden çinliler sütle yapılmış yiyecekleri yiyemezler, güney ve kuzey kutbu’na kaç kişi gitmiştir, onların bu yolculuklarda başına neler gelmiştir, şu bizim oturduğumuz kentin kaç kapısı var, şu bizim oturduğumuz kentte kaç müze var, yazıyı ilk bulan kavim sümerlerin kaç tanrısı varmış, hititlerin kaç tanrısı, hint mitolojisiyle yunan mitolojisindeki tanrılar birbirine ne kadar benzer, güçlülerin tanrısı apollon’un da, hint tanrılarından en sevilen insan başlı fil tanrı gadeş’in de yardımcıları neden faredir, bir karınca bir kilometreyi ne kadar zamanda kat eder, sesten hızlı giden uçakların hızı saatte kaç kilometredir, neden erik ağaçları erken açar, dünyada kaç çeşit kurbağa vardır, insanın en yakın akrabası gerçekten susineği midir, freud neden herkesin bildiği bir bilim adamıdır, karpuz neden soğuk suya bırakılır, dünyada parfüm yapılan kaç çeşit çiçek vardır, çöllerde kum fırtınaları neden hâlâ insanların korktuğu bir doğa olayıdır, kırlık alanlarda neden ay ve yıldızlar daha parlaktır, aşk nedir, bu neden başımıza gelir, kalbimiz sık sık neden kırılır, vicdan nedir, neden yalan söylerken yüzümüz kızarır…”

… küçük çocuk ”anne dur biraz” dedi, ”kafam karıştı.”

”elbette karışacak” dedi annesi, ”dünyanın en zor sorusunu sordun, devamı

var. sol demek; her yaptığın işin neye yarayacağını bilmek demek, okuduğun

her kitabı, denizlerin tuzunu, göklerin mavisini iyi bilmek demek, bir

ormanda pusula olmadan kuzey yıldızı’na bakıp yolunu bulmak demek, herkes

birinin karşısında mum gibi dururken kendin gibi durmak demek, geceden

ölesiye korkmak ama geceyi sevmek demek, gün batımlarını sevmek demek,

ormandaki tüm sesleri sevmek demektir; kendin için dans etmek demek, ağız

dolusu gülmek demek, her yenilgiden sonra şöyle bir silkinip kendi

küllerinden yeniden doğmak demek.”

küçük çocuk birden bağırdı, ”şimdi anladım” dedi, ”sol demek hiç durmadan

düş kurmak demek!”

sağ ne demek?

küçük çocuk annesine sordu, ”anne sağ ne demek?” anne bir süre düşündü ve

yanıt verdi: ”sağ”, dedi, ”öncelikle hiçbir şeyi merak etmeden sana

verilen bilgiyle yetinmektir. sana sus denildiğinde susmak, konuş

denildiğinde konuşmaktır. sürekli kendini yetersiz hissetmektir. kendini

sürekli başkalarının peşinden giden biri kılmaktır. geceleri sırlarını

paylaşacak bir yıldızın varlığından habersiz olmaktır. toplama kamplarının

bacası sürekli tüterken ‘bizim o kamplarda yaşananlardan haberimiz yoktu’,

demek ikiyüzlülüğünü göstermektir. sokakta kocaman bir adam küçücük bir

çocuğu döverken hiç ses çıkarmadan oradan koşarak uzaklaşmak demektir. büyük

alışveriş merkezlerinde özürlüler için ayrılmış otopark alanına büyük bir

pişkinlikle park etmek, ‘neden oraya park ediyorsun, orası özürlüler için’

diye soran birine de ‘ben de kafadan sakatım’ diye gülerek yanıt vermektir.

kahve sohbetlerinde, memleket durumları konuşulurken ‘kardeşim bu memlekette

üç beş kişiyi asacaksın, bak o zaman her şey nasıl şak diye biter’ , yollu

fikir yürütmektir. 18 yaşından küçük çocukların, yaşlarının büyültülüp idam

edilmesine neden olan askeri darbe başkanının yaptığı resimleri hâlâ

yalakalık olsun diye almak demektir. grev yapan işçiler için, ‘canım bunlar

da çok oluyor artık, dünyanın parasını alır gene de doymazlar’ cinsinden

düşünce üretmektir. mangal keyfi için orman içinde ateş yakmak ve yangın

çıkarmaktır. evinin içini tertemiz yapıp, kapının önünün b… götürmesini

önemsememek, hastanelerde ameliyattan yeni çıkmış bir hastanın yanında fosur

fosur sigara içmektir. kadınların saçı uzun aklı kısadır, sözünü pek bir

sevmektir.”

küçük çocuk ansızın sordu: ”anne insanların büyük çoğunluğu bu dediklerini

yapıyor?” çocuğun bu sorusu karşısında anne gülümsedi ve yanıt verdi:

”bekle daha bitmedi, devam ediyorum, sağ demek, süt yerine meşrubat içmenin

daha doğru olduğunu söylemek ve bunun yaygınlaşması için dünya kadar reklam

parası vermektir. tüketimi destekleyen yüzlerce reklam sloganı yazıp

ardından ‘bu dünya düzeni şöyle değişir’ diye ahkâm kesmektir. en pespaye

dizilerde oynayıp ‘ben en devrimciyim’ demektir. oy vermek yerine o gün

pikniğe gitmektir. körlerin, spastik özürlülerin, sakatların sokaklarda

görünüp de moral bozmamaları için yolları, parkları, tuvaletleri sadece ve

sadece normallere (?) göre yapmak demektir. zehirli atıklarını toprağa gömen

ya da denize bırakan büyük işyerlerine komik miktarlarda para cezası

verilmesini uygun görmektir. tarihi ören yerlerindeki mermerleri yasağa

rağmen kesip kesip inşaatta kullanmaktır. denizleri, ırmakları, toprağı

kirletmek ve bundan adeta büyük bir keyif almaktır. açık havada öpüşen,

koklaşan çiftleri koşa koşa gidip polise ispiyon etmektir. işlenen suçlar

için iki rekat namaz kılıp allah’ı kandırdığını sanmaktır. arkadaşın bir

haksızlığa uğradığında onu savunmamaktır. büyük derbilerden sonra aşka gelip

gelişigüzel ateş etmek ve seken bir kurşunla evlerinin balkonunda oyun

oynayan dört yaşındaki çocuğu öldürmektir. sinemaya giden kız kardeşini

sokak ortasında bıçaklayıp zafer işareti yapmak demektir. bilgiyle, sabırla,

vicdan duygusuyla, ahlakla, etik değerlerle dalga geçmek ve bu dağları ben

yarattım dercesine kurum kurum kurumlanmaktır.”

küçük çocuğun bu kez gerçekten kafası karışmıştı. ”anne” dedi, ”bu sağ ne

kadar çok yerdeymiş, ben korkmaya başladım.”

”hayır, korkma” dedi annesi. ”daha pek azını duydun. kim dedi sana

bunları merak et, artık öyle korkuyorum, vazgeçtim demek yok. geç kaldın.”

anne yeniden başladı, ”sağ demek…”

anne sözünün sonunu getiremedi, çocuk koşarak karyolanın altına saklandı.

-ALINTIDIR.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!