Kitap Yorumu,  Öykü

Okunmuş Kitaplar

Oldu beri ikinci el kitap satın almayı adet edinmişimdir. Önceleri öğrenci harçlığım kısıtlı olduğu için, sonradan da bunu bir şekilde hobi haline getirdiğim için. İlginç anılar da biriktirdim.

Mesela bir gün havalı bir ödül almış bir kitapla ilgili bir habere rastladım. Kitabın ödüle layık görülmesi ile ilgili yapılan açıklamada yazarın anlatım tekniği öne çıkarılıyordu. Artık 21. yüzyılda roman böyle yazılacak deniyordu. Hangi kitaptı, ne ödülüydü aklımda değil. İkinci el kitap satan online sahafimdan uygun fiyata bulup getirttim. Merakla ilk sayfalarını karıştırdım. Güzeldi, daha ilk sayfalarda kitaba adapte olabildim ve ilgiyle okumaya başladım. Ellinci sayfaya yaklaştığımda hala kitabın ilk okuyucusunun sayfa çevirirken bıraktığı izleri sürebiliyordum. Sonra baktım ki kitabın sayfaları daha fazla açılmamış ve ellinci sayfasından sonra el sürülmemiş. Ona sahip olan kişi bir şekilde konuya giremeyince okumayı bırakmış olmalıydı.

Aklıma sanat sanat için mi, yoksa halk için mi diye her daim uzun uzadıya tartışılan fakat bir türlü cevabı bulunmayan bir soru geldi. Cevabını bulmuştum sanki. Jüriden ve eleştirmenlerden tam not almış, büyük ödüle layık görülmüş kitap sıradan okuyucuya ulaşamamıştı işte.

Sonra bir gün elime başka bir kitap geçti. Emine Sevgi Özdamar’ın “Das Leben ist eine Karawansanserei. Hat zwei Türen. Aus einer kam ich rein. Aus den anderen gehe ich raus”  adlı kitabı (Hayat iki kapısı olan bir kervansaraydır, bir kapısından girer, diğerinden çıkarım)  Anadolu’nun bir köyünde ana rahmine düşmesiyle başlayan hayat hikayesini masalsı bir dille anlatıyordu yazar. Neredeyse yarılamıştım, hani küçük kız (aslında o kendi çocukluğu muydu, yoksa biraz hayal biraz gerçek mi?) arkadaşlarıyla oynarken mahallenin delisi peşlerine takılıyor, bakkal amca küçük kızları taciz etmeye kalkıyor falan oralarda bir yerde sayfayı çevirince elime bir gazete kesiği düştü. Kitap yeni yayınlandığı dönemde yazarın kendisiyle yapılan röportajı kesip kitabın içine saklamışlar. Bana çok zarif bir davranış olarak göründü. Ben de inceledikten sonra ayni özenle katlayıp kitabın içinde sayfaların arasına koydum.

Başka bir zaman başka bir kitabın içinden kitap ayracı olarak kullanılan bir market kasa fişi çıktı. Meraklı ben, hangi market, nerdeymiş, ne almışlar, saklamak için ne özelliği var, uzun uzun bakındım. Sonra aynı yere koydum. Bu küçük buluntuları oraya aitmiş, ben de saklamalıymışım gibi düşünüyorum. Bundan küçük bir oyun yaratıyorum kendime. Hiç tanımadığım, tek ortak noktamızın şu an elimde tuttuğum kitap olan insnalarla küçük bir sırrı paylaşıyoruz. Kendimiz bile ne olduğunu pek çözememiş olsak da.

 

Bazen de imzalı bir kitabın elime geçtiği oluyor: Pannos İoannides’in Amerika’62 adlı romanı mesela. Kıbrıs Rum kökenli yazarın 1962 de Amerika’da bir üniversite eğitimi alırken aynı odayı paylaştığı bir Türk ile olan dostluğunu anlatıyor. O dönem Kıbrıs Türk ve Rumları arasında gerilim had safhada. Kitapta anlatılanlar önemli.

Kitabın kapağında

To Ms Helga

Best wishes

altında imza ve tarih atılmış. Yazarından imzalı olabilir diye düşünüyorum.

Saşırıyorum. Lütfen hiç olmazsa yazarından imzalı kitapları değer verip saklayın diye sarsmak geliyor içimden insanları. Üstelik güzel bir kitaptı. Sonra bakıyorum içinden bir kağıt çıkıyor. Frankfurt’tan Johann Wolfgang Goethe Üniversite hastanesinden randevu kağıdı. Kitap 15/10/2011 de imzalı olarak hediye edilmiş. Yeni basım 2011. Helga hanımın randevuları 12 /12/2011 ve 8/02/2012 arasında farklı tarihlerde. Helga hanım için endişeleniyorum. Yoksa ağır bir hastalık geçirip bu dünyadan göcüp gitti de yakınları evdeki eşyalarını bir kuruma bağışladı ordan da bizim sahafın eline mi düştü bu kitap.

Hem Helga hanımın anısına hem de güzel bir kitap olduğu için saklamaya devam ediyorum Amerika’62 adlı romanımı.

 

Defne Seidel 22/06/2020

Bir yorum

  • Facebook Marketing

    I am really inspired along with your writing abilities as neatly as with the layout for your blog. Is that this a paid subject or did you modify it yourself? Either way keep up the nice high quality writing, it is uncommon to peer a great weblog like this one these days.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!