Öykü,  Psikoloji,  Sanat

Nedensiz…

 

Hayatı sesimde yaşıyorum, benliğimden taşıyorum sonrasında. Sığamıyorum içime, çekip gitmek istiyorum buralardan. Uzaklara, çok uzaklara, herkesten ve her şeyden uzaklara gitmek istiyorum. Gitmek istiyorum ama gidemiyorum. Gidemiyorum işte, nedensizce.

 

Kalbimdeki boşluğu iliklerimde hissediyorum artık, ağır geliyor, çok çok ağır… Yapamıyorum, dayanamıyorum böyle yaşamaya. Camdan aşağı baktığım her dakika ölümümün oradan olacakmış gibi gelmesi artık bıktırmıştı beni. Nefesimde ölümün soğuk kokusu vardı ve bu beni korkutuyordu. Yanlış anlaşılmasın ölmekten korkmuyorum. Elimde olsa ölümün üstüne yürürüm ama yürüyemiyorum, yürütmüyorlar ki…

 

Zihnimden bana “kes sesini!” diye bağıran iç sesim, anlıyorum seni inan ama sen bile olsan bu hayatı bana iyi edecek kimse olmadığı gibi bu hayatta tutacak kimse de yoktu ve bu kimseyi dinlemeyeceğim demekti. En azından şimdilik böyleydi bu.  

 

Senaryosunu yazmadığım ama zorla içine bırakıldığım bu hayatın devamını yazmak gibi ağır bir yük vardı omuzlarımda, kaldıramayacağım bir yükü neden omuzlarıma yüklediniz ki benim? Zaten ayakta duracak mecalim yokken bir de bunu nasıl idare edeyim? İyi yanından bakalım yine de: herkes bir yerde başrol oyuncu olmak ister. Bu senaryoyu ben yazmamış olsam da başrolde ben oynuyordum. Buna elbette sevinmiyorum, aksine üzülüyorum.

 

Değerli kitaplarım, kalemim, defterim… bilmenizi isterim ki sizi her daim çok seveceğim ve her zaman aklımda kalacaksınız. Çünkü siz benim bu anlamsız hayatımı birkaç dakikalığına da olsa anlamlı kıldınız ve ben size bu yüzden borçluydum.  

 

Sen, değerli güzel gözlüm… Peki ya sen? Sana ne demeli? Seni anlatacak cümle yoktu ki seni de anlatabileyim. Hani hep derdin ya “beni neden sevmedin?” diye hiçbir zaman unutmayacağım o cümleni. Biliyorum, şakasına derdin lakin sevmeme ihtimalim bile o kadar güzeldi ki düşünmeden edemiyordum. Sen çok güzeldin ve hep güzel kalacaksın. Gözlerindeki o ışıltıyı ölene kadar unutabileceğimi sanmıyorum. Ancak üzülerek söylemek istiyorum ki sen ne yazık ki beni çok kötü bir yanılgıya ittin. Seni tanıdığımı sanmışken aslında tanımadığımı fark ettirdin ve sana bunun için o kadar kızgınım ki. Bilseydim o gün seni son kez gördüğümü, seni bırakır mıydım? Senden uzağa gider miydim? Gitmezdim, zaten gidemiyorum…

 

Hatıralarımda yaşayan herkesi sevmiştim geçmişteki hayatımda. Yalancı hislerimi doğruya çevirip kalbime bir hançer gibi saplamış olmuş olsam bile bunu yapmıştım. Kalbimden akan kanlar artık benliğimi ele geçiriyordu. Kendi kanımda boğulmaya başlamıştım. Acılı ve uzun bir sürece giriyordum. Sizler yoktunuz yanımda bu yüzden daha zor geçecekti benim için. Lakin bir çift güzel göz keşke bir gün yine gözlerini bana gösterse diye düşünüyordum ve düşünmeye devam edecektim, ölürken bile… 

 

Seni bir daha nefesimde hissedene kadar yaşadığımı hissetmeyecektim ama bunu yapmayacaktım. Eğer seni hissetmeye devam edersem bu hayat benim için bir anlam kazanırdı ve ben bunu istemiyordum.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!