Deneme,  Toplum

MÜKEMMELİYETÇİLİK DUYGUSU

Çoğu insanda bulunan, bir yandan artısı çok olan bir yandan da sürekli insanın ayağına engel olan bir konu. Mükemmellik. Bir insan, işinde, yaptıklarında, ilişkilerinde, hayatında birtakım şeylerin düzenli ve iyi olmasını ister. Hatta yaptığı kekin bile. Kek, basit ve kolay gibi görülebilir ama bizler için, tadı önemlidir, dış görünüşü ise daha çok önemlidir. Bir şeyler istediğimiz gibi gitmek zorunda. Hayal ettiğimiz gibi. İşte bu hayallerimiz, içimizdeki dışa vurmayınca o işe tamam gözüyle bakamayız.

Mükemmeliyetçilik budur, yaptığın kekte bile yanlış istemezsin. Tamamen profesyonel olmak zorunda.

Kafanızda öyle canlanır ki. Dünyada eşi benzeri bulunmadığını bilirsiniz. Sadece net göremezsiniz. Her şeyin fazlasını ve daha farklısını istediğinizi bilirsiniz. Daha içgüdüseldir. Mesela marangoz karşınıza çeşit çeşit son model mutfak dolapları çıkarsın. Ama siz hala bir şeyin eksik olduğunu söyleyip durursunuz. Tarif edemezsiniz tabi bunu karşınızdakine. Bir mutfak dolabının rengi içinize sinmemiştir, diğerinin modeli, bir diğerinin ise kulpları. O hayallerinizdeki model karşınıza çıkana kadar hayalinizin o olduğunu bile bilmezsiniz çoğu kez.

Eksi yanı budur, asla elinizden geldiği kadarıyla işe başlayamazsınız. Sürekli bir yerlerde kusur görürsünüz. Çoğu insan gördüklerinizi görmez, fark etmezler. Hatta çok fazla beğenebilirler. Sonuçta sizin elinizden gelen budur. İmkanlarınız, maddiyatınız budur. Fakat siz daima elinizdekilerle bile bir dahi yaratma taraftarı olursunuz. Her zaman farklı, çekici ve güzel görünümlü olmak zorundadır yaptığınız iş.

İyi yanı ise. Siz o kadar mükemmeliyetçiliğe takılırsınız ki. Diğer bazı insanlar baştan savma iş yapabilir. Örneğin proje ödevini gelişi güzel araştırmadan yazıp götürebilirler. Fakat siz. Buna sadece altı üstü bir ödev deyip götüremezsiniz. O sizin göreviniz olur. A dan Z ye eksiksiz olmak zorunda. Kaynakçası bile. Kapağı. İçeriği zengin olmalı bir kere. Ve bunun sonucunda mükemmeliyetçi insanlar hayatta daha iyi yerlere gelebilirler. Bu duyguları sayesinde elindekilerden daha fazlasını yapabilirler. Ya da o kadar çok beğenmezler ki, bir yerden başlayamayabilirler. İkisi de olasılık.

Mükemmel insanlar, kendi yaptıklarını asla ve asla beğenmezler. Çevrelerindekiler iltifat etse dahi, yine de onlar için eksik eksiktir. Onlar bir binanın dört farklı yerinden bakarlar. Detaycılardır. Çoğu insanda olmayan bir göz vardır onlarda. Tamamlanmış bir yapbozu bütün olarak gördüğünüzde sadece resmi görürsünüz değil mi? İşte Mükemmeliyetçi insanlar hem resmi görürken hem bir yandan da parçalarına odaklanırlar. Parça parça ayrılır onların gözünde hayat. Böler, çıkarır, toplar. Uğraşır ve inşa ederler.

Aslında bu duygu bazen uğraştırır, insanı çileden çıkarır ama sonucu daima güzeldir. Ben öyleyim mesela. İçime sinene kadar uğraşırım. Zamanımdan ayırım. İnsanlarla konuşurum. Yardım olabilecek insanlarla iletişime geçerim. Araştırmalar yaparım. Sonra yeni şeyler öğrenirim bu süreçte. Tam istediğim gibi olmayabilir biliyorum ama bazen de daha güzeli de olabiliyor. Benim hala içime sinmeyen konular mevcut. Ama uyurken güzel uyuyorum. Çünkü bir yerden başladım. Eğer dursaydım hiçbir şey ayağıma gelmezdi…

Hayat bazen dört dörtlük olmaz. Eksik parçaları da bulunur. Her ne kadar eksiksiz olsun diye çıldırsak da bazen bir yerden mutlaka patlak verir ve su taşar. Hayatım düzenli olmak zorunda değil fakat mükemmel olmak zorunda…

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!