Dayanamıyorum, bu kez olmuyordu. İçimde bir huzursuzluk vardı, atamıyordum dışarı…

Kime gideceğimi, sarılacağımı bilmediğim bir gecenin içindeydim yine. Biliyorum, çaresizim ve bunu kabul ediyorum. Bu hayat bana ağır işte! Ruhumun esintisi beni sürekli oradan oraya savuruyor, görmüyorsunuz. Görmüyor da değilsiniz, görmek istemiyorsunuz. Bu hikayenin sonu böyle bitecekti madem, neden bu kadar his yaşandı?

Cevabı olmayan sorular ne de güzel değil mi? Bir veda busesinde hayat bulmak kadar güzel olan yaşamın içindeki bir fırtınada sallanan bir gemi gibiyim ama. Öyle bir gemiyim ki gökyüzünde kürek çekiyorum… Düşünüyorum, hayal gücüme sığmayan bir sürü nokta olduğunu fark ediyorum. Buzdağının görünmeyen kısmında kaybolup görünen kısmını bulamayan bir kaptanım işte. Duygularımın denizindeki derin boşluk işte bu hale itmişti beni, bir noktadan sonra bütün hislerim kayıp gitmişti.

Biliyorum, beni suçlayacaksın yine. Kabul, suçlu bendim ama dürüstlüğü kaldıramıyordun ve bu durumda elimden ne gelirdi?..

Sorularım, sorularını getirdi belki. Beraber yaşıyorduk oysaki ve mutluyduk. Aklımdaki sorular neden bizi mutsuz etmek zorundaydı? Bu zorunluluk yüzünden senin gözünde ben suçlu olmuştum. Kabullenemiyordum, suçsuzken suçlu olmayı. Benliğime en çok bu ağır geliyordu. Sevgine güvenmiştim ama sana daha çok güvenmiştim. Neden? Sen niye hayatımda olmuştun ki mesela? Neyim olmuştun, kimdin benim için? Bu soruların cevaplarını ikimiz de bilmiyorduk. Kendini tanımıyorken beni tanımak istedin ve ortaya sorularımın içine saklı soruların çıktı. Günün sonunda da biz kaybettik…

Sana demiştim, beni tanımak için çözemezsin diye. İnat ettin, denedin. Olduğu gibi bıraksaydın, çok mu zordu?..

Meraklı yapının bize zarar vereceğini bilmiyor değildim. İlk günden beri sorgulamakta olduğun ne varsa hep bana yönelikti. “Biz” olmak isteyen bir çift için “ben” yönelimi oldukça sığ kalıyordu. Yine de bilemezdik tabii… İnatçı bir yapın vardı, başladığını bitirirdin ama bu kez planladığın gibi olmamıştı, değil mi? Kendi halinde giden bir şeyi yönlendiremezdik, hataydı fakat denedik. Tanıyabildik mi dersin birbirimizi? Bana sorarsan, tanımak yerine daha da yabancılaşmıştık.

Bizi yine kendimiz bitirmiştik. Peki ya sonrası?.. Birbirimizden sonra ne oldu, haberin var mı?

Biz geçtikten sonra keşke tanışmasaydık raddesinde iki yabancıydık. Bitmiştik, doğru. Bitişler yeni başlangıçları açar derler ya, bu kez açmamıştı. Kapılar seninle kapanmıştı bile ve sen o kapının arkasında beni içeri, yani kalbine, kitlemiştin bile. Elimden bir şey gelmiyordu, ne yapabilirdim? Belki senin benden haberin yok ama benim senden biraz da olsa var. Nereden olabileceğini merak ediyor olabilirsin, normal fakat seni yeterince tanımam bunu bilmem için yeterliydi. Seni sevmiştim, sandığından daha çok sevmiştim. Ya sen, sen sevmiş miydin? Bence sevmiştin ama şüphelerin vardı, korkmuştun. Korkuların bizi yakmıştı…

Aradan aylar geçti hâlâ aklımda bir noktada varlığını sürdürüyorsun. Sorarsan eskisi gibi mi diye? Değil. Sevgiden çok hayal kırıklığı ve öfke ile hatırlıyorum seni. Yaşattığın ne varsa sanki bir rüya gibiydi ama çok gerçekçiydi. Aslında biliyor musun, bazen ölmek gerçekten aşktan daha iyi bir seçenek olabiliyormuş…

Ve bugün, benim sana olan duygularım ölmüştü. Yerinde artık küller ve puslu bir hüzün vardı. Sen yine göremeycektin bütün bunları, uzaklardaydın sonuçta…

Artık bizim için bir yol ayrımı vardı, bu ayrım seni mutluluğuna götürecekti belki de… Bilmiyorum artık; neredesin, kiminlesin, ne yapıyorsun, mutlu musun?.. Aslında bunların hiçbiri de önemli değil, sonuçta öznesi sensin…

Kendine iyi bak ve başkalarına da aynı şeyleri yaşatma demek dışında söyleyebileceğim bir söz kalmadı sana artık.

Elveda…

Avatar

Yazan:

Ozan Saraçlar

Ozan Saraçlar, 26 Ekim 2002 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Lise eğitimini Çevre Koleji'nde tamamlamıştır. Üniversite eğitimine Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde devam eden Ozan Saraçlar, daha önce yazdığı Cambios En El Sistema Educativo Escolar başlıklı yazısı ile UNESCO tarafından sertifika ile ödüllendirilmiştir. İngilizce, Türkçe ve İspanyolca dillerinde yazı çalışmaları bulunmaktadır.