Feminizmin en yanlış anlaşıldığı ülkelerden birinde yaşıyor olmak çok acı. Ya da yaşadığımız ülkede feminizmin yanlış anlaşılması mı demeliyim..? İki türlü de üzücü. Bu ideolojiyi kavramak için filozof olmaya gerek yok. Biraz vicdan yeterli.
İnsanlarımızda inanılmaz bir nefret duygusu hakim. Ne şekilde anlatmaya çalışsak da olmuyor. Ama ben yine bir şansımı deneyeyim.
‘Feminist hiçbir insan’ kadını yüceltmez, erkeği alçaltmaz. Öyle olsa bile ne fark eder ki… Cinayetleri, tecavüzleri, şiddeti önleyebildik mi? Maalesef.
Kadının çilesi daha doğar doğmaz başlar bu memlekette. Çocukken bile istediğini giyemezsin çünkü amcalar bakar. Dışarıda çok koşup oynayamazsın, evde iş bekler. Hele güzelliğin yüzüne oturdu mu başlar asıl derdin. Yürürken atılan iğrenç bakışlar, söylenen sözler… Bunları yaşamayan tek bir kadın olduğunu sanmıyorum ne yazık ki.
Otobüste tek kalma korkusu. Tenha yol korkusu. Takip edilme korkusu. Tecavüze uğrama korkusu. Elalem ne der korkusu…
Sahi, en çok da elalem değil midir kadını zincire vuran? Eşinden boşanırsan, tayt giyersen, sevdiğin insanla buluşursan elalem ne der?! Ne der yahu !
Bir erkeğin farklı kadınlarla aynı anda ilişki kurması -özellikle sanal ortamda- “alfa erkek” olarak adlandırılırken kadın neden kötü sözlerle anılır? Neden erkek bir kadın üzerinden genelleme yaptığında haklı, kadın genelleme yaptığı zaman “Hepsini denemiş.” gibi -burada açıkça bahsedemediğim- bir sürü iğrenç hakaretlere maruz kalır? Çünkü kadın değil mi, kırıp dizini oturmalı. Aldatılsa dahi susmalı. Erkektir, gönlü kayabilir. Kadınlığını iyi yapacaksın. Halbuki iki taraf için de hoş olmayan şeyler, neden sadece kadınlar üzerinde ayıplanıyor?
Ne oldu da, yönetimde hükümdar kadar, eşinin de söz sahibi olduğu, kadının gerçekten değerinin bilindiği bir zamandan; kadına ev hizmetçisi, eşinin kölesi denildiği bir zamana geldik anlayamıyorum. Söz sahibi olmaktan da geçtik. Yaşama hakkımızı, gelecek hayallerimizi çaldırmak istemiyoruz artık sadece. Bir ilişkinin başlamasında rızamız yoksa uzatılmasın istiyoruz. Seviyorum adı altında sapıklıklara, takip edilmelere, tacizlere son verilsin istiyoruz. Bir kadın sırf etek giydi diye tecavüze uğramasın istiyoruz. Türbanlıya cahil, dekolte giyinene yollu muamelesi yapılmasın istiyoruz. Bu üst düzey bir istek değil, aksine bizim hakkımız. Neden gözünüzde büyüdü bu kadar, kadını yüceltmek bunun neresinde?
Bir de, dünyada en çok erkekler ölüyor gibi bir söylem var. Olur neden olmasın. En çok kadın olsa ne fark eder, o zaman feminizme destek mi olacaktınız? Anlatmak istediğimiz kadının bir erkek tarafından, sırf istediği şeyleri yapmadığı için KATLEDİLMESİ. Hastalık, kavgalar veya kazalar değil.
“Ama bazen de kadınlar erkekleri katlediyor.” Evet. Ve biz emin olun bundan bir haz duymuyoruz. İki durumu da aynı üzüntü ve kızgınlıkla karşılıyoruz. Ama nedense, şimdi feministler buna ne diyecek gibi sürüyle yorumlarla karşılaşıyorum. Yazık gerçekten.
Kaldı ki bu zihniyetten erkekler de kadınlar kadar olumsuz etkileniyor. Erkeksin, güçlüsün, gücünü belli etmelisin, korkak olmamalısın, “karı gibi” ağlayamazsın. Adam gibi ağlamak?
Derdimiz erkekler değil. Derdimiz erkek çalışsın, biz evde parasını yiyelim hiç değil. Kadınların, kız çocuklarının önüne engeller koymasınlar ki, hepsi kendi ayakları üzerinde durabilsin. Ve kendi ayakları üzerinde durabilen kadınlar sizi korkutmasın.
Bir kitle daha var ki, en cahil olan kısım bu. “Kadın erkek eşitse o zaman kadınlar da askere gitsin. Siz regl diyorsunuz ama biz de sünnet oluyoruz.” Ne??
Eşitliğin şartı sünnet olmak veya askere gitmek mi gerçekten! Sizin sünnetiniz dillere destan düğünlerle halka duyrulurken, regl 21. yüzyılda ayıp karşılanıyor.
Askerlik konusuna gelince de merak etmeyin, icap ettiğinde Şerife Bacı olmayı da biliriz, Nene Hatun da.
Sözlerime son vermeden önce şunu da eklemek istiyorum: Mutlak bir eşitlikten bahsetmiyoruz ayrıca. İllaki farklıyız. Ve bu farklılıklar birbirini tamamlamak için var. Birbirimize yokuş değil destek olmalıyız. Dünyayı nefret batırdı; sevgi kurtaracak.

Nihal Yıldız

Yazan:

Nihal Yıldız

Nihal Yıldız, 11 Kasım 2001'de Kocaeli'de doğmuştur. Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesinden mezun olmuştur. Şiir okumayı seven ve kitaplarla küçüklüğünden beri iç içe olan Nihal Yıldız, bu sebeple yazılarının çoğunu şiir üzerine yazmaktadır. Betik dergisinde bir şiiri yayımlanmıştır. Aynalar Ülkesi’nde bir yıldır yazmaktadır.