Bazen bir gece çiziyorum kendime, içinde nedensiz bir çaresizlik var. Çiziyorum işte… zevk mi, acı çekmek mi adını koyamadan çiziyorum. Duramıyorum ki, kendimi tutamıyorum bunu yapmadan. Neden gece çizer insan, neden kendisini bir karanlığa gömer, neden koyu bir perdenin arkasında olmak ister, neden, neden?.. Bunları gerçekten düşünmeli miyim onu bile bilmiyorum. Bilmediğim bu dünyayı yaşamaktaki amacımı düşünüyorum, düşünüyorum ama iğneyle kuyu mu kazıyorum belli değil. Kafamın içindeki düşünceleri çizmek istiyorum karanlığa, mürekkep yetmiyor, geceye de sığmıyor zaten… Aklım karışık, ruhum da biraz bulanık; anlam veremiyorum bu yaşadıklarıma. Çizdiğim gecenin içinde gülümseyen bir çift göz arıyorum zamanla, buldum sanırım diye düşünsem de zifiri karanlığa düştüğümü anlıyorum. Bilmiyorum, bütün bunları kendime neden yaptığımı bilmiyorum.

Be adam! Bilmiyorsan neden yapıyorsun bütün bunları?.. Hayattan mı tiksiniyorsun, birinden mi kaçıyorsun? Saklanarak veya uzaklaşarak olmaz bu hayat, anlasana. Anla demek kolay, anlatmak zor. Bunu bana kim anlatacak, nasıl anlatacak; hadi anlattı bir de bunun kabul ettirme kısmı var… Of, çok uzun iş, şimdiden bunaldım bile. Kendime gelmeliyim, gelmek zorundayım. Hissediyorum o baskıyı, herkesin gözü üzerimde, herkes bana bakıyor, herkes beni bekliyor, herkes, herkes, herkes… Ne boktan şey bu “herkes” denen şey ya! Neden varsınız, destek olmak için mi? Bence hayır, siz bana kösteksiniz. Hayır, saçmalama be. Kendi iç buhranını neden başkalarına mal ediyorsun, salak mısın sen? Belki de öyleyim bilmiyorum. Aman neyse ne, hayat zaten boktan bir yer, beni de atmışlar içine. Varlığımı neye borçlu olduğumu bile bilmeden yaşıyorum bu lanet olası yerde. 

Ne saçmaladın be, sus artık, kapat şu çeneni! Kapatmıyorum ya, sen kim oluyorsun bana emrediyorsun? Ben senim geri zekalı, senim, aklını kullan biraz. Sus be, senden ben olmaz; bir kere beni anlamıyorsun bile, ben kendimi anlamak için uğraşıyorum, ya sen? Kime ne benden, sen de olmasan olur, hatta ben olmasam bile olur ya… Bırakın da gideyim! Hayatın iğrençliğinde mahkum etmeyin artık beni, özgür kalmak istiyorum. 

Neyse ne, yine boş konuştum… Bu gereksiz insana ne diye seslendim ki ben? İşte… son pişmanlık, fayda etmiyor. 

Avatar

Yazan:

Ozan Saraçlar

Ozan Saraçlar, 26 Ekim 2002 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Lise eğitimini Çevre Koleji'nde tamamlamıştır. Üniversite eğitimine Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde devam eden Ozan Saraçlar, daha önce yazdığı Cambios En El Sistema Educativo Escolar başlıklı yazısı ile UNESCO tarafından sertifika ile ödüllendirilmiştir. İngilizce, Türkçe ve İspanyolca dillerinde yazı çalışmaları bulunmaktadır.