Son birkaç yılda adını sürekli duyduğumuz moda olan bir meslek.
Para mı? Müthiş kazandırdığını tahmin edebiliriz az çok. Popüler insanların ve takipçisi yüksek kişilerin mutlaka yaptığı bir eylem. Popüler olmak bana kalırsa epey zor. Kolay olduğunu düşünenler vardır mutlaka. Tabi popüler olduktan sonra o tahtta kalabilmekte başarı. Buna lafımız yok, herkes ünlü olsun, başarılı olsun 

Peki bu influencerlar ne iş yapar?
Önemli markalarla iş birliği içindedirler. Markanın ürünlerini sosyal medyadan pazarlayan kişilerdir. Yani bir nevi tanıtım. Reklam yüzü. Markalar ünlü kişilerle çalışmayı daha çok tercih eder.

Link link link gördüğünüz yerden sessizce kaçın.

Çekilişleri de unutmamak gerek, kutu açmalar, ben denedim öneriyorum sözcükleri havada uçuşurken bizim gariban insanımız da izler geçer.

Satın alan kişiler %30 kişi desek, sadece hikayeleri izleyip geçenler %70 tir.
Bizim ınfluencerların anlamadığı bir gerçek var ki, bizim insanımız gariban. İkinci gerçek ise üşengeç. Linke basacakta seçecekte ohoo.

Ürün satın alırken bu yöntem etkili midir? Fazlasıyla.
Sitelerde dolaşırken. Aaa şu kişi önermişti kullanmıştı çok memnundu diye aklınızdan geçirip gönül rahatlığı ile alırsınız. Mesela sizler ilkokul arkadaşınızın adını unutabilirsiniz ama influencerların hikayelerinde hangi ürünü paylaştıklarını unutamazsınız. Öyle bir yer ediniyor bilinç altında. Yani bu konuda gerçekten başarılılar. O ürünü illa aldıracaklar. Hatta markaları onlara verin yönetsinler. Muhteşem bir politikaları var.

Olumsuz yönlerini daha çok konuşacağım. Gelelim şimdi karanlık kısmına.

Sizce de günümüzde alışveriş çılgınlığı üst düzeyde değil mi?
Hem de gereksizken. İnsanımız sürekli şikayet eder ülkenin durumundan ama alışveriş yapmaktan ve pahalı telefonlardan vazgeçmez. Bir giydiğini ikinci kez giymez. Çünkü modaya ayak uydurmak zorundalar. İhtiyaçları yokken satın alırlar. Dolap üzerlerine yıkılmak üzeredir her şeyleri vardır; bir evde en az üç televizyon, en küçük çocukta bile telefon ve marka kıyafetler.

Yok eleştirmeye gelmedim. Kaliteliyse giyin alın fakat asla kıyafetinizin etikette ne yazdığı sizin değerinizi yükseltmez bunun da bilincinde olun. Onu çıkardığınızda da aynı kişisiniz giydiğinizde de 

Maalesef ülkemizde markayla hava atan kişiler var. Bunun önüne geçemeyiz. Hava atılacak şeyin düşünce ve davranışlar olduğunu henüz aşılayamadık. İş yaştan geçti üzgünüm.

İnfluencerların karanlık ve rahatsız edici yüzüne gelirsek.

Psikolojik bir etki yaydıkları doğru hem de boşuna. Onu alın, bunu alın, şunu da alın, alın, alın, alın. Sürekli alın, hiç durmayın.

Anlayacaksınız eviniz eşyayla dolup taştığında her şey kaliteli ve onların hayatlarına yakın olduğunda bile yalnız hissedeceksiniz. Huzur bulamadığınızda anlayacaksınız mutluluğun satın aldıklarınızda olmadığını. Nil Karaibrahimgil’in bir sözü vardır. ‘Bir parfüm şişesi daha almaktansa, suyu boya almak daha huzur verir insana’ diye. Çünkü satın aldığınız şeyler siz eve getirene kadar mutlu eder. Bir kez giyene kadar. Peki neden bu kadar koşturmaca?

Sadelik ve doğallık diye bir kavram var muazzam bir duygu.

Ayrıca bu biraz özentiliğe kaçmıyor mu sizce de?
Biz kendimiz olamıyoruz o zaman. Sürekli onlar yönlendiriyor. Hatta link oluşturuyorlar evde kullandıkları eşyaların, kıyafetlerinin linkini. Sonra sizde onlara benzemeye çalışıyorsunuz. Asla kendiniz olamıyorsunuz. Herkesin ayrı bir tarzı olsa daha güzel olmaz mı ki?

Neden onun giydiğini giyeyim ki? Neden aynısını alayım? Benim bir tarzım yok mu?

Dışarıya çıktığınızda kızlarımıza bir göz gezdirin, saç stilinden tutun kıyafetlerine kadar hepsi birbirlerine benzer. Parçalar farklı olabilir ama ruh ve görüntü aynı.

Bu aşırılık bir yana diğer olumsuz yönü ise insanların artık çok sıkılması. Kişilerin sosyal hesaplarını değil markaları ve reklamları takip ediyorlar sanki. Düşünün her gün hiç aksatmadan link ve ürün görüntüleri. Bu durum biraz bıktırmaya başladı. İnfluencer dediğin aşırıya kaçmamalı. İnsanlar, takipçileriniz sizi neden takip ediyor hiç düşündünüz mü? Sizi sevdikleri, samimi buldukları için. Özel hayatınızı merak ettikleri için. Reklam görmek için takip etselerdi markaları takip ederlerdi.

Samimiyetsiz bir durum oluştu bu artık. Bu gidişle o popülerlik bayar ve fiuuv diye yere çakılabilirsiniz.
Demek ki neymiş, kendileri olduğu için yola çıkan herkes doğallığını kaybedebiliyormuş. Benim anladığım bu.

Bir keresinde beni sürekli özendiriyorlar diye takipten çıkmıştım. Çünkü psikolojik olarak gerçekten etkisinde kalıyorsunuz. Sürekli bir şeyler alma isteği geliyor, en iyisinden, yenisinden. Eviniz onların gibi olsun istiyorsunuz. Kıyafetleriniz onların gibi olsun istiyorsunuz. Ama olamıyorsunuz. Maalesef herkesin bütçesi denk değil.
Denk diyelim. Neden olsun ki, sizin seçtiğiniz mobilyalar, sevdiğiniz zevkiniz mi? Yoksa banyonuzun dekorasyonuna kadar önerilerde bulunan influencerların hayatınızı yönetmesi mi?

Onlara benzemek zorunda değiliz.

Gereksiz olduğunu da anlıyorsunuz. O parça sizde olsa ne olur olmasa ne olur?
Zaten her şey var ihtiyacınız olmadığı halde alışveriş yapıyorsunuz. Biraz da israfa gidiyor bu.

Mutlu ediyorsa yapın tabi, ama akıllı insan parayı düzgün şekilde kullanır. Hedefleri için, güzel şeyler için, geleceği için. Bir araçtır para onun için. Köprü.

Kıyafetten çok kitap alan, kendini geliştiren, sertifikalara para veren varsa aramızda gelin tebrik edeceğim. Yolunuzdan şaşmayın canlarım.

Sağlıklı ve düzgün alışverişli günler dilerim 
Kendiniz olun, farklı olun..

Not: Markalar ve Influencer’ların hedefi haline gelebilirim 😀

Buse Malkoç

Yazan:

Buse Malkoç

Buse Malkoç , 22 Ekim 1998 tarihinde Tekirdağ Çorlu'da dünyaya gelmiştir. Lise eğitimini Çorlu Tekniki Meslek ve Anadolu Lisesinde Tekstil Teknolojileri Baskı Desinatörlüğü ve Desenciliği üzerine tamamlamıştır. Üniversite eğitimine Atatürk Üniversitesi Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı bölümünde devam eden Buse Malkoç, yazarlık hayatına liseden beri devam etmektedir. Çeşitli dergiler ve haber sitelerinde deneme ve köşe yazıları yayımlanmaktadır. Avare Dergide Genel Yayın Yönetmenliği yapmış, Düşünce Öykü Dergisinde Editörlük yapmıştır. Aynalar Ülkesinin kurucusu ve sahibidir.