Güçlü durmaya çalışmak. Sanki yaratılışımdan itibaren bana verilmiş bir görevdi bu. Benim canım yanmaz, içim sızlamaz, gözyaşım akmazmış gibi. Ağlayan palyaçoyu bilir misiniz, bir yansıması da benim işte. Herkesi güldüren ben, günün sonunda yorganımı üzerime çekip hıçkırıklara boğuluyorum.
Ne zaman bir olay olsa hep ben soğukkanlı olmak zorundaydım. Üzüleni ben teselli etmeliydim, sevincini kontrol edemeyeni ben dizginlemeliydim… Peki benim ne hissettiğimin neden hiçbir zaman önemi olmadı ki ? Neden duvar gibi davranması gereken kişi bizzat bendim ? Bilemiyorum. Canım yandığında ağlayamadım bile.
Hep dimdik ayakta durmaya çalıştım hayatta. Sanırım başardım da. Aslında dışarıya öyle yansıtabildim desem daha doğru olur.
Güçlüyüm diyorum da, içimdeki küçük kız çocuğu avaz avaz bağırıyor: Yardım edin, ben artık çok yoruldum!
En çok senden özür dilerim. İnsanların dertleriyle uğraşırken seni ihmal ettiğim için çok özür dilerim.
Ne zaman içimdeki acıyı bastırıp gülümsemeye çalışsam kalbim bir damla kan kaybediyor sanki. Ellerimin soğukluğu bundan mı diye düşünmeye başladım. Sahi, ellerim çok soğuk. Zaten hayata tutunmayı bir türlü beceremeyen eller nasıl ısınabilirdi..

Nihal Yıldız

Yazan:

Nihal Yıldız

Nihal Yıldız, 11 Kasım'da Kocaeli'de doğmuştur. Ertuğrul Kurdoğlu Anadolu Lisesinden mezun olmuştur. Şiir okumayı seven ve kitaplarla küçüklüğünden beri iç içe olan Nihal Yıldız, yazılarının çoğunu şiir üzerine yazmaktadır. Aynalar Ülkesi’nde bir yıldır yazmaktadır.