Malatya’da üniversite okuduğum yıllardı. Okula gitmek için hazırlandım. Yurttan çıktım ve yavaş yavaş yürüdüm. Otobüs durağına gittiğimi zannediyordum fakat bir anda yolumu şaşırdım. Tabi bu hiçbir zaman başıma gelmemişti. İlk defa yolumu bulamaz haldeydim. Etrafıma iyice bakındım sonra bir parkta olduğumu anladım yavaşça oradaki hafif rengini yitirmiş bir banka oturup olup bitenleri tarttım. Ama hala da anlam veremiyordum. Kalktım otobüs durağına doğru yol aldım. Allahtan çok uzaklaşmamıştım. Otobüs durağına vardım. Otobüse binip üniversiteye gittim.
Fakültenin bahçesindeydim. Yorulmuştum, bahçede bir yerde oturayım arkadaşlarımı bekleyeyim dedim. Ben otururken başında renkli bir yazma, yeşil renkli kalın bir hırka, kalın yün çoraplar ve yöresel bir şalvar giyinmiş yaşlı bir teyze yanıma yanaştı “Kızım sen susamadın mı betin benzin atmış. Al biraz su iç.” deyince bende teşekkür ederek suyu aldım ve içtim. Normalde böyle bir şeyi teşekkür ederek reddederdim ama teyzenin üzüleceğini düşünerek kabul etmiştim. Bir süre sonra benim başım dönmeye başladı. Etraf artık bulanıktı. Fakülteye baktığımda sanki etrafımda dönüyor, üzerindeki yazıları allak bullak bir şekildeydi. O an bana bir şeyler oluyor düşüncesiyle telefonu elime aldım ama telefonu görebilmek ne mümkün gözlerim daha da bulandı arayabilsem babamı arayacaktım. Fakat gözüm o kadar bulanık görüyor ki hiçbir şekilde ne numarayı tutturabildim ne de arayabildim. Bende önüme gelen ilk numaraya tıklayıp yardım isteyecektim. Çok şükür ki telefona en son aradığım ve birazdan buluşmak için sözleştiğim arkadaşım çıkmıştı. Ondan yardım istedim. Başımdan geçenleri özetle anlattım. Kendisi de bir yere ayrılmam gerektiğini hemen geleceğini söyledi. Tabi ben o korkuyla kendimi okula atmak istedim fakat yürüyemiyordum. O an düşüvermişim. Kendime geldiğimde etrafımda bir sürü insan kimisi tokatlıyor kimisi su serpiyor yüzüme ben az kendime geldim doğruldum bir adam “Canım Kardeşim!” deyip benim kolumdan tuttu ben “Hey seni tanımıyorum sen de kimsin?” Diye bağırsam da beni dinlemeden etraftakilere “”Kendinde değil ne dediğini bilmiyor” deyip durdu. Beni bir transite bindirdiler gözümü elimi bağladılar. Ben kaçırıldığımı anladım. “Evet bunlar organ mafyası” diye geçirdim içimden. Ben o anın şokuyla kas katı kesildim, bağırmak istedim fakat bağıramıyordum. Çünkü ilaç etkisini daha da göstermişti. Arabanın sürekli sarsılmasından ben köy yolunda olduğumuzu düşündüm.
Uzun bir süre gittikten sonra nerede olduğumuzu ne kadar süredir yolda olduğumuzu bilmiyordum. Araba nihayet durmuştu. Ama ben korkudan titriyor ve sürekli ağlıyordum. Beni köhne bir yere getirdiler. Bir odaya koydular bomboş sadece tahta bir sandalyeden başka bir şey olmayan kirli, bakımsız bir oda. Beni sandalyeye bağladılar gözlerimi açmışlardı. Onlara bana ne yapacaklarını bağıra çağıra sordum. Hiç kimse bir şey söylemiyor ve ben adeta çılgına dönmüş bir şekilde baştan aşağı titriyordum. Herkes çıktı ve içeriye sanırım onların baş adamları girdi. Uzun boylu, sakalı beyaz gri karışımı hafif uzun, başında sarığı, üzerinde şalvar tarzında bir pantolon ve dizlerine kadar inen gri bir kaban vardı. Bana doğru yaklaştı ve “ sana bir şey yapmayacağız. Sadece bir büyü “ dedi ben korkmuştum ne büyüsü diye defalarca tekrarladım. Ama adam bir şeyler okuyup üfledi ve biz seni aylar önce takip ediyorduk. Şimdi büyüyü yaptık. Gözünü açtığında seni aldığımız yerde olacaksın” dedi. Ben hiçbir şey anlamamıştım. “Neden, ne büyüsü” derken gözümü kapattı ve açtığımda gerçekten beni aldıkları yerdeydim. Ama korkudan iliklerime kadar titriyordum. Polisi aramam gerektiğini düşündüm telefonum cebimdeydi. Polisin numarası neydi diye düşünürken titrek ellerimle 155’i aradım sonra kapattım. Babamı aramalıydım. Babamı aradım, açtı ve ben hüngür hüngür ağlar vaziyette anlattım her şeyi babam ise beni sakin olmam ve hemen yurda gitmem gerektiğini söyledi yurda gidene kadar telefon açık ve babam beni sakinleştirmeye çalışıyordu. “Yurda gidince müdireye her şeyi anlat ve hemen polise gidin” diye telkinlerde bulundu. “Bizde şimdi yola çıkıyoruz 5 saate kadar orda oluruz” dedi. Ben yurda varmış başımdan geçenleri müdireye anlatmıştım. Müdire 2 gündür benden haber alamadıklarını zaten polise çoktan bildirmiş. Polisler beni yurttan alıp karakola götürdü ifademi defalarca aldılar ve bir çok kağıda yazılar yazıp imzalar attım. O esnada babamlar müdireyle irtibat kurmuş ve karakola gelmişlerdi bile. Benim betim benzim atmış kendimden geçmiş bir vaziyetteydim. Bir anda babamları karşımda gördüm. Babamları gördüğüm anda ki mutluluk tarif edilmez. Onlara sıkıca sarıldım ve ağlaya ağlaya kollarında bayılmıştım.
Kendime geldiğimde meğerse ben 15 tatil için Batman’da odamda sıcacık yatağımda bu esrarengiz olaylı rüyamdan uyanmış gözlerim yaşlı ve kan ter içindeydim. Olanlara inanamıyordum kendi kendime “Bunların hepsi bir rüya mıydı?” diyerek kendime gelmeye çalışıyordum. Yatağımdan doğruldum ayakta durmakta güçlük çekiyordum biraz yürüdükten sonra kendime gelip koşa koşa babamların bulunduğu odaya gittim. Babam ve abimler her şeyden habersiz odada televizyon izleyip oturuyor, annemse mutfakta kahvaltı hazırlıklarıyla uğraşıyordu. Babam beni gördüğü an kötü bir rüyadan uyandığımı anlamış gibi gözleriyle şaşkınca “Ne oldu?” der gibi yaptı. Rüya gördüğümü ve rüyamda olan biteni anlattım bu arada odaya gittiğimde hala gözlerim yaşlıydı. Annem odaya sonradan girmiş ve anlattıklarımın gerçek olduğunu zannedip ağlamıştı bile. Bizimkilerle anneme bakıp güldük. “ Yahu anniş bunların hepsi bir rüyaydı sadece, ağlama deyip sarıldım boynuna “ annem de “ Allah iyiliğinizi versin senin rüyaların bir gün beni kalpten götürecek bu ne böyle ne kadar gerçekçiydi “ hafif kızgın ama tebessümle söyleyivermişti bunları.

ESRA BAYKARA

Esra Baykara

Yazan:

Esra Baykara

Esra Baykara, 15 Nisan 1994 tarihinde Batman'da dünyaya gelmiştir. Lise eğitimini İmam Hatip Anadolu lisesinde tamamlamıştır. Üniversiteyi Malatya İnönü Üniversitesi İlahiyat fakültesinde okumuş ve 2018 yılında mezun olmuştur. Batman'da devlet bünyesinde açılan Yazarlık Atölyesinde eğitim görmüştür. Şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanmıştır. Şiir kitabı çıkarmak için hala bu yolda kendini geliştirmektedir. Çeşitli kitap kulüplerine öncülük etmekte ve belli yazarların kitap komisyonluklarını yürütmektedir.