Dizi,  Eleştiri,  Toplum

Bir Başkadır Dizisi

Günlerce eleştirilere maruz kalan, iyi ve kötü eleştirilerle gündeme popüler bir giriş yapan bir diziyi konuşacağız sizlerle.

Bir Başkadır dizisi. Türk yapımı olan netflix orijinal dizisi.
Çoğumuz izlemesek bile sosyal medyada bu diziyle ilgili yorumları gördüğümüzde izlemiş kadar olduk değil mi?

Merakından izleyenler, yarıda kesenler, anlamayanlar kenarda dursun. İzleyip o koltuklara oturup film yorumu olarak sadece baş örtüsünü konu alanlar var. Zaten yapımcı illallah etmiştir. Bir sanat dizisini çok ayrı yere sürüklüyorlar. Elma’nın rengini, tadını bırakın, ‘elmanın sapı neden var?’. İlgilendikleri tek şey sapı, oysa dizide övülecek ne kadar konu var. Her konuyu konuşabilseydik her bölümü ayrı ayrı ele almak zorunda kalırdık.

Dizide verilen mesajlar, yalınlığı, kadraj açıları, oyuncuların başarıları. Ses tonları, yürüyüşleri o kadar güzel ki. İyi ki izlemişim ben. Çevremdekiler beğenmese bile ben çok sevdim.

Çoğu kişi tarafından da beğenildi, Almışlar Türkiye’yi dizi çekelim demişler. Fakir kesim, zengin kesim, yurt dışında okumuş insanlar, ilkokul mezunları, dinsel mevzular, hocalar ne kadar kutsal olduğu, hayatta amacı olmayanlar, kadın dediğinde aklına sadece seks gelenler, annesini arayıp sormayan hayırsızlar, aile içindeki düşmanlık, derdini içine atanlar, travmalar, insan kalabilmek. Her insan ne kadar da farklı yerden bakıyor dünyaya ama hepsinin hayatı birbirlerine dokunyor. Dokunmalı da..

Dizinin ilk başlarında anlamlandıramıyorsunuz. En azından ben ortasına kadar iyi mi kötü mü karar verememiştim. İlerledikçe her taş yerli yerine oturuyor. Ve hayran kalıyorsunuz. İki kere izledim desem. Çevremdeki herkese de izletemeye çalışıyorum. Anneme izlettim oturup tartıştık üzerinde. Babam sabırlı olsa oda çok beğenirdi inanırım.

Yalın dille anlatıldığı için sabretmek gerekiyor. Aksiyon filmi beklemeyin. Bir sanat dizisi, psikolojik dizi ancak böyle güzel olabilirdi. Duyguları iyi hissedebilmeniz için yalın olması şart. İzlediğim bir filmde kadın yakınını kaybettiğinde cenazeden sonra eve gelip yere oturup kek yiyordu. Filmin ilk on dakikası kadının kek yiyip sonra ağlayışına tanık oldum. Eğer yapımcı sadece hareketli bölümleri gösterseydi o film bende bu kadar etkili olmazdı. Böylelikle daha fazla etki ediyor. Zaten yönetmenin herkes izlesin popüler olsun gibi bir düşüncesinin olmadığına inanıyorum.

Yönetmenin tek amacı para ve başarı olsaydı dizinin bitişine beş dakikalık müzik koymazdı 🙂

Herkesin izlemek istemediğine de eminim. Sizin sap muhabbetlerine karşı da verdiği tepkiyi merak ediyorum açıkçası.

Berkun Oya ve oyuncuları içtenlikle tebrik ediyorum. Benim izlediğim bir şaheserdi. Türkiye’den böyle güzel bir dizinin çıkması beni çok şaşırttı. Küçümsemiyorum asla, Film konularında bir numarayız ama dizileri gerçekten beğenmiyordum.

Diziye geri dönersek. Onca karakterin farklı farklı hikayeleri var, hepsi birbirinden farklı ama aslında birbirlerine ne kadar çok benziyorlar. Çünkü duyguları var, duygularına yenik düşüyorlar. İnsan olmanın altın kuralı da bu değil mi? Duygulu olmak. İstersek yurt dışında eğitim görelim, istersek ilkokullu olalım insanız bizler. Irk, din, sınıf, dış görünüş, kıyafet, cinsiyetten ziyade insanız biz. Mutlu olup, mutsuz olabiliyoruz.

Dizide en nefret ettiğim karakterin bile üzüldüğünü görmek içimde duygular uyandırıyor.

Ülke olarak ön yargı psikolojisinden çıkmamız iyi olacaktır.

Ayrıca neden sürekli baş örtüsünde gözleriniz. Yok baş örtülüler her istediğini yaşayamaz yok modern kesim. Aynı ülkedeyiz biz. Dizi bile etki edemiyor böyle beyinlere. Daha çok ateşi körüklüyor. Oysa dizide ne kadar anlam var, çıkarılması gereken.

Akıllı olan, bakış açısı geniş olan insan o mesajları çok net alır, hayatında da uygular. Baş örtüsünü konuştuğunuz kadar Sinan’ın hayatını konuşmuyorsunuz. 

Bırakın din Allah ile kul arasında kalsın. Kimin ne giydiğine ne yaptığına karışmayı bırakalım artık. Kötü davranmayalım. İlk kendimizden sorumlu olalım. Yapabiliyorsak güzel işler çıkaralım. Din seçimi bir tercihtir. İnsanın yaşamı da bir tercih. Kimseye laf söylemek düşmez. Geçmişi konuştuğumuz kadar geleceği konuşsaydık şu an farklı yerlerdeydik.

Diziye gelecek olursak, dizi eski Yeşilçam filmlerini andırıyor. Tadından yenmiyor denebilir. Yazı fontu, şarkılar, çekim açısı.

Gösterilen kasetler, gazeteler, ilaçlar. Aslında o mütevazi hayatın sanatsal olduğu dikkat çekici. Eski eşyalar, televizyon. Masada duran danteller, halının deseni, perdeler, mutfak dolapları. Ne kadar eskiyse eşya o kadar değerliymiş meğer. Bizler ne çok meraklıyız yenilenmeye. Oysa diziye hayran kaldım. Gördükçe dantelleri, pikapı o hayata gitmek istedim. Berkun Oya, sen bu ülkenin en güzel sanatçılarından birisin. Diziden sonra kim bunun yönetmeni diye araştırdığımda 80- 90 yaşlarında birini bekliyordum. Şaşırdım açıkçası.

Bu dizide bir farklılık var. Çok bariz ortada.

Ayrıca dizide İstanbul’dan çok güzel karelere maruz kalıyoruz. Köprü, kız kulesi ve Galata’dan çok apartmanlar ve çocukları gösteriyor kadrajda. Bize göstermek istediği anlamı da zaten iliklerimize kadar hissediyoruz. Süslü bir yaşamı ve bardağın dolu tarafını göstermek istemiyor yönetmen.

Netflix’in amacının da bu olduğuna inanıyorum ben. Çoğu arkadaşım takmışsın kafayı komplolara diyor ama. Bana kalırsa Netflix Ülkeler arasındaki sınırları hedef alıyor. Sınırlarımızın kafamızda olduğunu. Kalbimizde insanlara karşı büyük bir yargıyla yaklaştığımızı. Her ülkenin nasıl bir hikayesi olduğunu. Ortak noktalarımızı görüyoruz. Kısıtlamalar, baskılar, dinsel ayrımcılıklar, siyah beyaz kavramı. Yüz bin km de olsun izlediğimiz insanın dilini bilmesek bile hissedebiliyoruz.

Diziler filmler insan düşüncelerinde daha etkilidir. Siyah olmazsa beyaz da olmaz ki? Farklıyız diye güzeliz biz. Herkes aynı işi yapsa aynı düşüncede olsa sıkıcı olurdu. Farklılıklar kadar güzel bir şey yok hayatta. Saygı duymalıyız artık. Bunları aştığımızda dizinin diğer sanatsal mesajlarını konuşuyor olacağız.

İkinci sezonu geleceğine inanıyorum, izleyenler yorum yapabilir düşüncelerinizi merak ediyorum..

Sağlıcakla.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!