Battı derken hayata doğan güneş  

Karanlığın son titreyişindeki bir eş  

Umutların tükendiği o noktada  

Işıkların vurmadığı denizdeki son ada  

  

Seni tanıdığım o anı   

Akıldan atmak mümkün mü o zamanı  

Bazen öyle zamanlar olur ki  

En güzel kırılma noktası hayattaki  

  

Gözlerindeki ürkek ama derin bakışa  

Kapılmamak ne mümkün bu akışa  

Bakmak vardı gülüşündeki sevince  

Ne güzeldi seni öyle sevince  

  

Çaresizliğin dörtlüğü yazılır  

Umutların anlamıyla anılır  

Seni yaşamak bir sızı  

Seni sevmekse yaşamak bir imkansızı  

  

Ne mümkün unutmak gözünü  

Beklerken o acılı günü  

Bir derin acı vurur kapıya  

Yazılır dizeler anlam vermek için bu acıya  

  

“Sensizliğin yolları, ölümün sessizliğini yakar  

  Sana gelmek için bir nehir akar.”  

Seninle geçti günlerim, gecelerim; belki aylar, bilinmeyen zamanlar  

Dönüp desen de gelmez bu yolun sonu, düşünür müsün ki kalp ne anlar?  

Sensiz hayat kaybetmiş bile anlamını. Ağlamak bile zor…  

Bir de dıştan seni çaresiz izlemek… Bir de bunu bana sor.  

  

Mutluluğu seninle hayal etmek de vardı  

Hayallerim bir karamsarlığa vardı  

En güzel dizeler yazılırdı sana  

Yazılırdı seninle geçen her ana  

  

“Bu dar zamanda ne güzeldi seni sevmek  

  Seni aramak, düşünmek hatta özlemek  

  Gözlerinin resminde kaybolurken bile  

  Yorulmak en tatlı çile…”  

  

Bir kederli rüzgâr eser  

Ansızın duygularımın sesini keser  

Kederli bir yüz kalır senden bana eser  

Yaramasa da bir şeye, sen yine de duygularını kalbime ser  

Seninle her şey güzeldi, gidişin bile  

Arkandan uzun uzun bakmak en zor çile  

Akışına kapılıp giderken son kez simana  

Bu ne derin ne elemli bir mana  

  

Gece çöker, karanlıkta susar nefesin  

Seni benden alan hayata yeller essin  

Farkında olmazsın bir an gidersin  

Uzaktan ne hoş gelirdi sesin  

Sendin esrarlı gecemde ışık  

  Sesin sen yokken ne kadar kısık?..”  

Hep derdik ya hayatın sesi kısıktır  

Bilemezdim, belki de ruhum sensizliğe alışıktır  

Ruhumda kaybolan ezgini  

Unuttun mu o son sezgini?  

  

Yürüdüğümüz yollardaki duvarlarda  

Yerdeki o inci beyazı karlarda  

Güneş doğmayan penceremde  

Yazardım dizelerimi son gecemde  

  

“İnsanı yaşatırmış anılar  

  O bunu ne zaman anlar  

  Çalar acı acı telefonlar  

  Durulur akan sular…”  

  

Kış sönerdi seninle gelirdi yaz  

Ama günler anlamsızdı biraz  

Zamanlar, zamanlar, bu son zamanlar  

Seni tek satırla anımsatırlar  

  

“Güneşi kayıp günlere doğan son umutlar.”  

  

Kalp dersin alışır zamanla  

Geçmişin ağırlığı süzülür, artık anla  

Seni sensiz yaşamak ölüm misali  

Bazı günlerin yok emsali  

  

En acı satırlar, dizeler, günler  

Hepsi zihnimde seninle güler  

Aklımda yankılanır geçmişin sesi  

Bedenim bu vedanın elçisi  

  

Sevgin bir duman gibi yok olur  

Üfledikçe, gözlerin hislerine kapılıp kör olur  

Bir kor ateş yanar  

Titrek nefes seni anar  

  

Bir hüzün hikayesi başlar  

Serpilir rüyalarda çakıllı taşlar  

İçine işler yine o şarkı  

Olur adeta boynunda bir atkı  

  

Ayrılıklar dile kolay  

Sen farklı bir olay  

Gidişin sanki bir atlı  

Ne güzel özetlemiş Yahya Kemal Beyatlı  

  

“Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,  

  Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.”  

  

Hayatım seninle kazanmış ününü  

Gerek var mıydı ki hatırlamaya dünü  

Seni bırakırken aşkın mezarında  

Yazılırdı bazı dizeler taşında  

  

“Neyi yaşadın ki unutasın  

  Ya da neyden korktun ki kaçasın  

  Gün gelir, geç olur ama anlarsın…”  

  

Ama her hikâye mutlu sonla bitmez  

Giden hayaller, umutlar geri dönmez  

Sana yazılan dizelerin anlamı gitmez  

Yanan karamsar meşale hayat boyu sönmez  

  

Zamanla anlamı azalır günlerin  

Niye hâlâ aklındadır dünlerin  

Yaşadın onca anı  

Unutamadın mı biriken o kanı  

  

Son bir umut der yazarsın  

Ama bilmeden kuyunu kazarsın  

Sessizliğin sensizliği en derini aşar  

Tek bir bakışınla bir deniz taşar  

  

Tahayyül etmesi bile güç bir hayat  

Sendin bu hayattaki tek sanat  

Bıraktın geriye bir kırık kanat  

Yine de yaramı tek sen kanat  

  

Hep bir yerde yanan o fener  

Derinlerde, derinlerde, en derinlerde  

Yüreğindeki o son kederde  

Sonsuzluğun sembolü olan o fener  

Artık başlayan da bitmez  

Ve geriye kalan da seninle gitmez  

Günün son ışıklarında kalmışken  

Kalemin yazar sen susarken  

  

“Biçare yaşarken günlerinde  

  Kim kalacaktı artık son nefeslerinde  

  Bu acı günde bile  

  Ölüme yaklaşmak gözlerinle…”  

  

İstanbul sokaklarının gizemi   

O bile unutturamaz bu matemi  

Sahile vuran dalga köpükleri  

Yollardaki o derin göçükleri  

  

Artık biz o kadar uzağız  

Ne dese bu çaresiz ağız  

Bir ifadesi yok  

Olsa da içinde bir acılı ok  

  

Ne kadar zaman geçse de çözülmez bu gizem  

Zaman ilerledikçe basar bu elem  

Her şey uzak gelir günden güne  

Boş kaldı derindeki o hane  

  

Her bakışına, her anına  

O ay misali ışığına  

Gözündeki gülüşüne  

Belki de dönmeli düne  

  

Bizim hikayemiz de böyleydi  

Biraz umutlu, biraz kederli  

Belki de biraz neşeli  

Başlangıcı gibi bitişi de önemliydi  

 

Artık sana son satırlarımı yazıyorum  

Seni anılarımda yaşıyorum  

Ama seni unutamıyorum  

Belki de unutmuyorum  

  

Hikayemiz artık sona gelmiş  

Sen kendi yolunda ilerlerken  

Ben kendi yolumda hâlâ seninleyken  

Aklıma yine o dizeler gelmiş  

  

“Aklımdaki en güzel günündü  

 8 Ekim, doğum günündü  

 Hikayemizse en güzeliydi  

 Ama bir ayrılık hikayesiydi…”  

  

Avatar

Yazan:

Ozan Saraçlar

Ozan Saraçlar, 26 Ekim 2002 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Lise eğitimini Çevre Koleji'nde tamamlamıştır. Üniversite eğitimine Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde devam eden Ozan Saraçlar, daha önce yazdığı Cambios En El Sistema Educativo Escolar başlıklı yazısı ile UNESCO tarafından sertifika ile ödüllendirilmiştir. İngilizce, Türkçe ve İspanyolca dillerinde yazı çalışmaları bulunmaktadır.