Bu hikaye, uzun yıllar boyunca Agoratynmadere adında bir gezegende yaşayan Melikatious isminde bir canlının yaşadıklarını anlatmaktadır.

Melikatious kendisine daha çok Mel denilmesini uygun görüyordu çünkü ismi gerçekten uzun ve telaffuzu da zordu. Agoratynmadere gezegeninde bir çiftçi olarak hayat süren Mel bir gün tarlasını sürerken bir kitap buldu. Bu kitap Platon’a ait olan “Devlet” adlı eserdi. Yere oturdu ve kitabın sayfalarını hızlıca karıştırmaya başladı, içine gömüldüğümü hissetti. Soğuk bir iklimde yaşıyor olması sebebiyle kuruyan dudakları bir anda ısınmaya başladı, başı dönüyordu ve gözlerinde bir parıltı vardı. “Bu da nedir böyle?” dedi ve durakladı. “Ben bu yazıyı nasıl okuyabiliyorum?”, “Ben okuma yazma bilmiyorum ki?” sorularını kafasının içinde tekrarlayıp durdu.

Mel oturduğu yerden kalktı ve bu kitabın sahibini bulmam lazım diye düşündü. Tarladaki tüm ıvır zıvırlarını toplayıp evine gitti. Evin kapısından girdikten sonra ilk iş olarak bizim bilgisayar dediğimiz onlarınsa adına “chuplma” dediği cihazı açtı ve kitabı galaksiler arası ağda aratmaya başladı. “Platon ve Devlet” yazdı.

Kitabın, maymunlardan gelen bir tür tarafından yönetilen ve isminin de “dünya” olduğunu öğrendiği bir gezegenden geldiğini öğrendi. Buraya gitmesi gerektiğini düşündü ve hemen süper-elektronik çantasını hazırladı.

Evden çıktıktan sonra yolda gördüğü ilk Agora-büs’e bindi ve şehir merkezine olan yolculuğu başladı. Kentin kilometrelerce öteden parlayan ışıklarını görür görmez yüreğini bir heyecan kapladı. Aslında hayatında birçok kez buraya gelmişti ancak bu gelişinin son seferi olacağının sanki bilincindeymiş gibi bütün bir kenti gözleriyle süzdü.

Agora-büs’ten inip şehrin kaldırımına ilk adımını attığında içerisinde bir sızı hissetti. Bu 348 yıllık hayatında ilk kez Agoratynmadere’den çıkıp başka bir gezegene gidecekti. Korkmuştu. Ancak içerisindeki bu arayış heyecanının verdiği aşırı duygu patlaması sayesinde hareket etti. Agora-uçuş istasyonlarına gitti. Burada duraklayıp arkasına tekrar baktı ve umarım yeniden kavuşuruz diyerek sol tarafında duran Agora-füzesine bindi.

Agora-füzelerinin şöyle bir sistemi vardır. İçinde bulundukları ağdaki bütün galaksileri gezerler ancak direkt olarak herhangi bir gezegene yolcuları indirmezler. Yolcular inmeleri gereken galaksiye geldiklerinde füzenin içindeki küçük bir haznenin içine kendilerini sıkıştırıp gitmek istedikleri gezegene doğru kendilerini fırlatırlar.

Mel, dünyalıların samanyolu dedikleri ancak kendi türünün “sabahlara dayanamam osmanaga” dedikleri galaksiye geldiğinde kendisini füzeden fırlattı ve dünya denen mavi ve kahverengi renklerinin karışımının gözüktüğü gezegene doğru yol aldı.

Mel, dünyaya varmıştı. Şimdi yapması gereken tek şeyin buranın chuplmasını kullanarak Platon’u aratıp onu bulmak olduğunu düşündü.

Dünyadaki bu üstün zekalı maymun türünün Yozgat adını verdiği bir şehre inmişti. Hemen kolundaki Agora-mekaniğini kullanarak görünmezlik ayarlarını seçti ve ortadan bir anda yok oldu. Görünmez olduktan sonra rahatça şehirde gezebileceğini biliyordu.Şehre girdi ancak beklediğinden çok farklı şeyler gördü. Bu şehirde iki ayaküstünde duran, yüzleri ve kolları tüylü birçok canlı vardı. Kendi gezegeninde hiçbir canlının tüyü yoktu çünkü bu durumu 5600 yıl önce bulunan tüy-cazırtıcı ile sona erdirmişlerdi ve bütün canlı türlerinin tüylerini almışlardı. Ayrıca, Agoratynmadere gezegenindeki yönetici grupta bulunan herkes tek ayaküstünde sekerek giderlerdi. İki ayak üstünde yürümek Mel için çok saçmaydı, gereksiz enerji israfıydı.

Bütün bu ilginç farklılıklara rağmen ortamdaki güzellikleri de görmeye çalıştı. Buradaki canlılar sürekli gülüyorlardı. Burada kasap, manav, berber gibi yerler vardı ve burada insanlar her konuşmada birbirlerine gülüyorlardı. Agoratynmadere gezegeninde gülmek çok nadir rastlanan bir davranıştı.

Bu gezegendeki ilgi çekici tek şeyin Platon olmadığını anlayan Mel arayışına devam etti. Platon neredeydi?

Mel’in arayışı yaklaşık 7 yıl boyunca devam etti.

7 yılın sonunda kendisiyle arkadaş olan bir felsefe profesöründen Platon’un yüzlerce yıl önce öldüğünü ve Devlet adlı eserinin de kendisinin dünyaya ve hatta evrene bıraktığı en değerli eserlerinden birisi olduğunu öğrendi.

Arayışı sona ermişti. Platon artık yoktu.

Mel mutsuzdu. Aradığını bulamamıştı. Sonuç tam bir hüsrandı. Ama bir şey öğrenmişti. Mel bir aşıktı, bir bilgi aşığı. Dünyada geçirdiği 7 yıl içerisinde delicesine kitaplar okumuş ve yüzlerce şey öğrenmişti. Artık ne yapması gerektiğini biliyordu. Bütün bir ömrünü gezebildiği kadar galaksi ve gezegenleri gezerek öğrenebildiği kadar bilgi öğrenmeye adayacaktı. Çünkü o bir aşıktı, bilgi aşığı.

-Mertcan Furat

Mertcan Furat

Yazan:

Mertcan Furat

Mertcan Furat, 9 Aralık 1998 tarihinde Ankara'da dünyaya gelmiştir. Üniversite eğitimini Sosyal Bilimler Üniversitesinde İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde devam eden Mertcan Furat, 2019 yılında bir yazı atölyesine katılmış ve başarıyla tamamlamıştır. 2020 yılının itibari ile dergi, site gibi mecralarda eserleri yayımlanmaktadır. Çeşitli yerlerde konferanslar vermiştir. TEGV, TOG, LÖSEV, TEMA gibi STK'lerde gönüllülük yapmıştır. İngilizce ve Almanca bilmektedir.