Haluk Bilginer, Demet Akbağ ve Elçin Sangu’nun başrol aldığı bir Türk filmi.
Yönetmeni; Ezel Akay
Kurgusu; Ömer Özyılmazel
Seneryo; Ezel Akay ve Özlem Lale koltuklarda.

Film adını çok sevdim. Ayrıca Demet Akbağ Leyla için doğru oyuncu. Film için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bizim Türk insanımız biraz espritüeldir. Ölüm döşeğindeyken bile gülmeye konu bulur, covid-19 la bile çok fazla dalga geçmiştir. Bir filmin Türk insanına beğendirmek için iki şey gerekir, ya çok fazla güldüreceksiniz olay saçma olsa bile, ya da ağlatacaksınız. Bizler dram ve komedi konusunda çok iyiyiz. Korku olarak yeterli bulmuyorum.

Filme girdiğinde insanımızın beklentisi oluyor; gülebilmek. Ve film bunu karşılamadığında beğenilmiyor. Özellikle oyuncu kadrosu iyi olan filmler daha yüksek beklentilerde bulunuluyor.

Filmin konusunu beğendim. Anlatılmak istenen bir hikaye var. Çekim konusunda yeterli bulamadığımı söyleyeceğim. Daha fazla renk katılabilirdi. Özellikle Haluk Bilginer’in şarkı kısımları fazla abartıydı. Tam komik değildi. Olay örgüsü yetersizdi. Ayrıca bazı cümleler gereksizdi. En sonunda biraz güldürüyor gibi oldu sadece. Haluk Bilginer’in sesi gerçekten iyi bence şarkı konusunda da yetenekli sadece keşke şarkı kısmı az olsaydı veya olayı çekerken arkadan bu sesler gelseydi daha etkili olurdu. Müzikalden anlamıyor değilim ama şarkı kısımlarını abartı buldum.

Sonunda insanlar öldüğünde normal bir şeymiş gibi karşılandı daha gizem veya his katılabilirdi. (Birazıcık) İzleyici kendini oyuncularda, başrolde göremediğinde, hissedemediğinde o film olmamıştır.

Onun harici Lilith’den esinlenilmiş. Bunu takdir ettim. Çoğu Türk insanı Lilith’in kim olduğunu bilmez. Sadece Adem ve Havva’yı bilir. Bunu bahsi geçmesi beni mutlu etti. Kadın haklarına karşı mesajlar vardı sonunda. Demet Akbağ’ın son konuşmalarını sevdim. Erkeklere yönelik olması cümlelerin, biraz kışkırtıcı olmuş olabilir. Özellikle erkeklerin hoşuna gitmeyeceğine eminim.

Eksikti biraz, his uyandırmıyor, güldürmüyordu. Bir yere bağlanmadı.

Oyuncularımız bu sektörde en iyisi, belki yönetmen de çok iyi, belki senarist olaya farklı yönden bakmak istemiş. Herkes her filmi de beğenmek zorunda değil öyle değil mi?

Hem her şeyi mükemmel sergilemekte olmaz bir insanın mutlaka bir başarısızlığı da bulunmalı. Benim düşüncelerim bu yönde belki bazılarımız sevmiştir.

Yine de benim için zaman kaybı değildi, keyif fazla alamasam da tanıdık oyuncuları izlemek güzeldi. Twitterda okuduğum kadarıyla da çoğu izleyici benimle aynı görüşte. Hayal kırıklığı diyenler daha çok yönde. Beklentilerimiz yarım kaldı.

Üzgünüm.

Buse Malkoç

Yazan:

Buse Malkoç

Buse Malkoç , 22 Ekim 1998 tarihinde Tekirdağ Çorlu'da dünyaya gelmiştir. Lise eğitimini Çorlu Tekniki Meslek ve Anadolu Lisesinde Tekstil Teknolojileri Baskı Desinatörlüğü ve Desenciliği üzerine tamamlamıştır. Üniversite eğitimine Atatürk Üniversitesi Büro Yönetimi ve Yönetici Asistanlığı bölümünde devam eden Buse Malkoç, yazarlık hayatına liseden beri devam etmektedir. Çeşitli dergiler ve haber sitelerinde deneme ve köşe yazıları yayımlanmaktadır. Avare Dergide Genel Yayın Yönetmenliği yapmış, Düşünce Öykü Dergisinde Editörlük yapmıştır. Aynalar Ülkesinin kurucusu ve sahibidir.