• Şiir

    EZGİ

      Bırak kimse duymasın ezgini, Bırak yağmur ellerini tutsun. Bırak, Bir defa, Filizlensin ağacın. Kabul görsün isteklerin, Gözlerin kapandığında ışığın savrulsun, Dere tepe koşsun hem de. Gezsin gücünün yetebildiği kadar, Yolu var daha alacağı. Kalbinin ritmi bozulsun, Ufak tefek sevgiler, Doyurmasın seni, Bırak sesini yankılansın. Bırak, Bir defa, Ağrıların dinsin. Ama kimse duymasın ezgini, Gözlerin daldığında kimse bilmesin, Gizemini. Kafanın içinde dönüp duran hikayeleri unut, Yaşına yaz, yılına yaz, Yazabildiğin her yere mühürle adını. Bırak, Bir defa, Uzaklara gitsin sevgin. Nefes aldığın her yere, Bir gülümseme bırak. …   Kim istemez ki doğmayı yeniden. Rüzgar ılıksa, Tenimiz yumuşuyorsa, Ve yıllar geçtikçe daha da güzelleşiyorsak. Kim istemez doğmayı, yeniden. Bırak, Bir…

  • Öykü

    KALLİOPE’YE MEKTUP

    Bütün ihtişamımla sesleniyorum sana. Gözümün görmediği yerlerin özleminden haber vererek. Hayatın dünyanın ötesinde bir gezegende devam etmesinin endişesini taşıyarak yürüyorum. Boşluğun boş bulunduğu dağlardan intihar ettiği bir zamanda tanıdım seni.  Ben elimdeki kitapların ağırlığından ve acılarımın sebepsizliğinden yürüyemezken sen kanatlarım oldun. Duyduğum ya da duymaktan korktuğum seslerin ötesinde bir yerde yaşamaya başlamışsın. Ben anlamak istemedikçe sen anlatmak için çabalıyorsun. Yıkılıyorum dedikçe tutup gökyüzünün saflığına sürüklüyorsun beni. Bütün evrende karmakarışık bir düzenin içinde kendini harcıyorsun.  Yorgunluğun belki de hiç olmadık masallardan çıkıp çığlıklara karışacak . Hayat kadınların ve gökyüzünün  etkisi altına girmeye başladığından beri bütün ilham perileri ruhumda dolanıyor.  İçlerinden söyledikleri şarkıların büyüsünde, senin kokunda dans ediyorum. Böyle anlamsız zamanlarda kitabın…

  • Deneme

    Bir “Satır” ile Buluşmak..

    Bir “Satır” ile Buluşmak.. Bir Satır.. Bir ‘satır’ ile buluşmak; bir satır ile karışmak, bulunduğun şu andan kopup kendini o satırlara kaptırmak.. Hatta kendini tüm benliğini bulmak tam orada o satırlarda. Evet işte tam da o histen bahsediyorum. Sizin hiç hissettiğiniz oldu mu böyle bir şey? Herhangi bir yerde herhangi bir zamanda karşılaştığınız bir satır, iki tane yan yana gelmiş söz belki hiç etkileyebilir miydi bir insanı böylesine derinlerden? Sahi siz hiç bir ‘satır’ ile buluştunuz mu? İşte hayatımın dizeleri dediğiniz kelimeler karşınıza çıktı mı? Bunun cevabını ben bilemeyeceğim belki ama elbette ki kendi cevaplarınızı en iyi siz biliyorsunuz. Bilmiyorsanız da düşünün şu an lütfen. Belki geliverir bir an aklınıza…

  • Öykü

    AŞKIN KAF DAĞI

      “Saatin kaç olduğunun pekte önemi yoktur buralarda. Hayat zulme karşı bir direniş gösteriyordu. Elimizden bir şey gelmeyen bir yığın insandık sadece. Gülmeyi unutup, ağlamaya yüz tutmuş binlerce insan. Ben de o zulümle yüzleşen onlarcasından biriyim. Şair yürekli bir subaydım. Ta ki hayatın kamçısını yiyene kadar. Hayat bize savaşın en yoğun döneminde bir darbe indirdi. Bu darbe bizi toplama kamplarına kadar sürükledi. Kim olduğun, mesleğin hiç önemli değildi. Yaşadığın memleket yanlışsa hayatın dönüm noktasındasın demektir. Ve benimde dönüm noktam bu kampa geldikten sonra başladı. İnsanlar burada hem açlıkla hem de yapılan işkencelerle baş etmeye çalışıyordu. Öyle işkenceler yapılıyordu ki insanın kanı donarcasına. Bense bu zulmü içimde yaşamak yerine kâğıda dökmeye…

  • Şiir

    Kıyam’et

    Yaşamak dağınık mıdır? Kanarım, gözlerime bakarsan. Dokunma bana, ağlatırsın. Aldatırsın. Yağmurun gökyüzünden düşüp, yeryüzüne çarpıp sekmesi gibi. Bu aşksızlık. Yanılırsın. Ki zaten, gökyüzü ile yeryüzü ancak yağmurlar sayesinde kavuşabilirdi. Kıyamet kopuyor, indir silahları. Yıldızlar bile kaçacak yer bulamıyor. Öyle sağır eden bir sessizlik ki. Acını bile duymuyorsun. Yapma boğulursun. Sipsiyah bir duman, gök çatlıyor farkında mısın? Düşüyor yıldızlar. Tut elimi, bilmeliyim bir kez olsun. Uyuyor çocuklar. Şeytanlar uyanıyor. Dokunma fazla. Göz yaşları kuruyor, Akıp akıp geri geliyor. Ben ağladıkça, gökten düşüyor. Gözlerini dikiyor hayat bize. Güzel olan ne varsa, Kötüye çevriliyor, sırf aşksızlıktan.. Kıyamet kopuyor anla. Yavaş yavaş içimde. ”İçimde son kalan duygu zerresi olana kadar dönecek dünya. Bittiğinde bitecek…

  • Deneme

    HAYALLERİN CİNAYETİ

    Bir karmaşayım ben. Büyük bir suç mahalli. Delilleri yok etmek için kendimle savaşıyorum. Benliğimden kopan her parçayı gömmek için büyük çuvallar arıyorum dünyada. Eli ayağına dolanmış bir cinayet zanlısı gibi korkularımla yüzleşiyorum. Harabe bir evde ve içimdeki benliğimle yaşamaya çalışıyorum günlerce. Her gün diz çöktüğüm nefretim beni ulaşılmaz bir seri katilin benliğine büründürecek. İşlediğim her cinayeti ince ayrıntısına kadar yazıyorum. Bugün hayallerimi iple boğarak öldürdüm. Bir gece vaktiydi. İnsanların ve benim ondan umudumu kestiğim bir saatte sessizce girdim yanına. Önce uzunca baktım suretine. Aslında kocaman bir masumiyet yatıyordu içinde. O kadar da masum olmadığını görüyordum artık. Benden beklentileri yorucu bir hal almıştı. Bu da beni yıpratmaya başladı. Artık dayanamadım o…

  • Öykü

    Göçmen Bir Yazarın Günlüğü-1

    Jutta ve Annem   Yıllar önce yemek blogu yazdığım dönemde bir sabah uyanıp da mail kutusunu açtığımda -oldukça erken bir saatti ve evdeki herkes uyuyordu- Jutta adlı bir kullanıcıdan bir e-posta aldığımı gördüm, heyecanla bilgisayar ekranındaki mektup simgesinin üzerine tıkladım. Almanca yemek blogu yazdığım için yabancılardan da sıklıkla blog paylaşımlarımla ilgili, soru ve yorumlar alırdım, hatta bazen tarif veren de olurdu. Bu ilk değildi benim için. Jutta mesajina öncelikle kendini tanıtacak bir kaç cümle yazarak başlamış. Hızlıca okudum. Emekli olacak bir yaştaymış. Uzun yıllar almanca öğretmenliği yaptıktan sonra yaşadığı şehirde bir lisede müdürlüğe terfi etmiş. İlk evliliğinden olma yetişkin oğlu Freiburg’da felsefe bölümünde doktorasını yapıyormuş. 15 yıldır ikinci eşi ile…

  • Art By Lucia Demi
    Şiir

    TANRI

    Art By Lucia Demi   Tanrının sözlerini unuttum. Tanrının çocuklarına uydum. Bir yaz akşamı, gökyüzü. Bulutların oturuşu yüreğimi burkuyor, Yassı ağaçlar bana gülümsüyor. Bu kumral gecelerin sahibi benim, şu ovacıklar kıvrılan belim. Hangi gün yüzünü göreceğim? Yetmiş milyar insanın, içinde yaşamaya çalıştığı bir gezegenden yazıyorum. Biz insanlar okumayız. Kim yazmış, ölmeyenleri? Hiçbirimiz soyunmayız üşüyen evlere. Beriki evimiz, gündüz kondu. Uykularımız aheste güneşten, tenimiz nazikçe krem ister nasırlı ellerden. Henüz vakti dolmadı çark-ı şehlanın. Azdan çok, çoktan az gitmemeliydi. Siz ne biçim bir biçimsizsiniz? Aşağı söylesem bitap düşecek beşer, yukarı söylesem sesim rüşvet bilmez. Karlı güzler geri gelecektir. O zaman geçmişime güzel yemekler pişireceğim. İnce tenlerin ardından beni izleyiver. Göreceksin ki…

  • Deneme,  Toplum

    MÜKEMMELİYETÇİLİK DUYGUSU

    Çoğu insanda bulunan, bir yandan artısı çok olan bir yandan da sürekli insanın ayağına engel olan bir konu. Mükemmellik. Bir insan, işinde, yaptıklarında, ilişkilerinde, hayatında birtakım şeylerin düzenli ve iyi olmasını ister. Hatta yaptığı kekin bile. Kek, basit ve kolay gibi görülebilir ama bizler için, tadı önemlidir, dış görünüşü ise daha çok önemlidir. Bir şeyler istediğimiz gibi gitmek zorunda. Hayal ettiğimiz gibi. İşte bu hayallerimiz, içimizdeki dışa vurmayınca o işe tamam gözüyle bakamayız. Mükemmeliyetçilik budur, yaptığın kekte bile yanlış istemezsin. Tamamen profesyonel olmak zorunda. Kafanızda öyle canlanır ki. Dünyada eşi benzeri bulunmadığını bilirsiniz. Sadece net göremezsiniz. Her şeyin fazlasını ve daha farklısını istediğinizi bilirsiniz. Daha içgüdüseldir. Mesela marangoz karşınıza çeşit…

  • Deneme,  Öykü

    EVRENİN DUYGUSAL KARMAŞASI

    Sonsuzluğun umutsuz bekleyenlerinden biri de ben olmak istemezdim ama oldu. Aradığım yolların ve sessizce çalan telefonların arkasına saklanmaktan korktuğum yerdeyim. Sende olduğumun farkında olmadan beklediğim gecelerde yıldızların karmaşasındayım. Belki de en güzel kadınların bile gözyaşı döktüğü dünyada bana neyin ya da nelerin sevgisizliğinden bahsediyorsun. Yorgun olduğumuz ya da yorgunluğun diz çöktürdüğü yerlerde bulduğumuz anılarımız var bizim. Devrik cümlelerimden anlayamadığın karmaşayı gecenin karanlığından nasıl anlayacaksın?  Sormak istediğim o kadar acının içinde bir kadının dağılan hayallerinin listenin en başında yer alması kime göre ya da neye göre yabancı geliyor. Bunları anlatsan bana hangi antik çağın vazgeçilmez sebepleri arasındadır. Bir savaşın en şiddetli anında zamanın durup da sadece acılara odaklanması benim yazdıklarımı mantıklı…

error: Kopyalanmaz, çoğaltılmaz, emeğe saygı!!