• Şiir

    Hayallerimdesin

    Özlüyorum seni,  Karanlığın tozlu sayfalarındaki gibi  Sana yazdığım dizeleri okudukça anlıyorum  Harcadığım zamanın güzelliğini   Seninle yaşamışım bu anlamsız hayatı    Her gece hayallerimdesin  Kireç beyazı yüzünle bakıyorsun  Bakışların bir o kadar güzelken  Bir o kadar da anlamsız duruyordu  Sanki o sen değildin   Ya da ben seni unutmuştum    Havalar soğuyordu yüreğimde bir sıcak  Sıcağın hissi zihnimde çiçekler açıyorken  Pencereden senin ruhun geçiyordu   Uzaktan göründüğün kadar sevsem bile  Dünyaların nefesi yine de az kalırdı    Kabuslar da görsem   Uykumda kalbim de dursa  Gözümü sabaha açarsam da  Hayatımı seni severek yaşıyordum  Ben seninle ölüler dünyasında can bulmuştum 

  • Öykü

    Ayna

    Zamanın en noksanındaydım. Kaderim tükenmişliğin vermiş olduğu girdabın tünelinde, çığlığımı sessizliğimle boğarcasına huzur bulduğum odamda asılı duran aynaya bakıyordum. Üzerimde yılların hüznü, dimağımda anamın sütü olan kücücük bir yavruydum. Anamın saçlarımı okşayışı, banyodan çıkarken sarı tarakla saçımı tarayışı ve her ah dediğimde tarakla kafama vuruşu , dizinde yatırışı, ağladığımda ” oy gülüm yine niye ağlisan kim sataşti yine” deyişi hala kulaklarımda.. keşke diyorum aynaya bakarak anam olaydı da sarı tarakla vurup duraydı her daim ya da dizinde yataydım sabahlar olmadan. Amansız bir hastalığa kurban verdim anamı adı veremdi çaresi yoktu hastalığının. Günbegün gözlerimin önünde eridi hiç birşey yapamadan.. Vefat edeceği gün yasini okurdu ezberden “ana ne diye yasin okuyup durun…

  • Deneme

    Esrarengiz Bir Olay

    Malatya’da üniversite okuduğum yıllardı. Okula gitmek için hazırlandım. Yurttan çıktım ve yavaş yavaş yürüdüm. Otobüs durağına gittiğimi zannediyordum fakat bir anda yolumu şaşırdım. Tabi bu hiçbir zaman başıma gelmemişti. İlk defa yolumu bulamaz haldeydim. Etrafıma iyice bakındım sonra bir parkta olduğumu anladım yavaşça oradaki hafif rengini yitirmiş bir banka oturup olup bitenleri tarttım. Ama hala da anlam veremiyordum. Kalktım otobüs durağına doğru yol aldım. Allahtan çok uzaklaşmamıştım. Otobüs durağına vardım. Otobüse binip üniversiteye gittim. Fakültenin bahçesindeydim. Yorulmuştum, bahçede bir yerde oturayım arkadaşlarımı bekleyeyim dedim. Ben otururken başında renkli bir yazma, yeşil renkli kalın bir hırka, kalın yün çoraplar ve yöresel bir şalvar giyinmiş yaşlı bir teyze yanıma yanaştı “Kızım sen…

  • Edebiyat Oyunları

    Hisler Gezegeninde

    Bu bir oynadığımız edebiyat oyunudur. Her hafta bir konu ve tür belirleyip o konu hakkında elimizden geldiğince yazıyoruz. Amacımız edebi olarak her tarzda yazmak ve kendimizi geliştirmek. Bu saçma olsa bile 🙂  Bu duruma sizler de katılabilirsiniz. aynalarulkesi.blog@gmail.com adresine eserlerinizi yazılarınızı gönderebilirsiniz. Bu haftanın konusu Uzaylıların aşkı adında bir öykü yazmaktı. Öykü konusunda başarılı olduğumu düşünmüyorum ama bu eğlenceli manevi duygu barındıran oyunu buraya bırakıyorum. Gelecek hafta görüşmek üzere. Konuyu ve türü telegram kanalımızdan bilgilendireceğim. Kitap sözleri, filmler ve diğer şeyler hakkında kendinizi geliştirmek, eleştiri ve fikir sunmak istiyorsanız kanalımıza da beklerim. İş yoğunluğu içerisinde alınan bir tatlı söz belki içleri yumuşatır. Amacımız kendini geliştiren, edebiyatı ve sanatı seven insanları…

  • Edebiyat Oyunları

    Arayış

    Bu hikaye, uzun yıllar boyunca Agoratynmadere adında bir gezegende yaşayan Melikatious isminde bir canlının yaşadıklarını anlatmaktadır. Melikatious kendisine daha çok Mel denilmesini uygun görüyordu çünkü ismi gerçekten uzun ve telaffuzu da zordu. Agoratynmadere gezegeninde bir çiftçi olarak hayat süren Mel bir gün tarlasını sürerken bir kitap buldu. Bu kitap Platon’a ait olan “Devlet” adlı eserdi. Yere oturdu ve kitabın sayfalarını hızlıca karıştırmaya başladı, içine gömüldüğümü hissetti. Soğuk bir iklimde yaşıyor olması sebebiyle kuruyan dudakları bir anda ısınmaya başladı, başı dönüyordu ve gözlerinde bir parıltı vardı. “Bu da nedir böyle?” dedi ve durakladı. “Ben bu yazıyı nasıl okuyabiliyorum?”, “Ben okuma yazma bilmiyorum ki?” sorularını kafasının içinde tekrarlayıp durdu. Mel oturduğu yerden…

  • Şiir

    Yaşanmış ve Unutulmuş

    İstemem,   Tutma bu gece ellerimi  Doğma gecemden bir daha     Sadece git,  Alabildiğine git  Uzaklara,  Görünmeyene kadar…     Sulama hayallerimi bir daha  Gelme, misafir olma rüyalarımda  Gölgeni gösterme bana  Yüzün gölgenden daha karanlık    Dinleme bir daha o şarkıyı  Hatırlama beni  Hatırlama bizi  Unut ve tek kelime etme  Yaşamasın o günler    Gündüzü olmayan bir sabah gibisin  Umutsuz ve sert   Bir o kadar da karanlık  Havan bulutlu  Ruhunda karlar yağmakta  Zihnine çığ gibi düşüyordu   Yaşattığın dünler    Şimdi bir yabancıydın hatırımda  Oysaki tanıdığımda hayatımdın  Yıllar;  Seni senden mi aldı,  Düşüncelerini ruhundan mı?    

  • Şiir

    Sisler Gecesinde Bir Şarkı

    Kulağımda bir şarkı çalıyor Melodisinde can bulmuşsun Sesleniyorsun bana uzaktan, hissediyorum Şarkının içindesin, duymaktayım sesini   Yarım bir mürekkeple yazılmış bir şarkı bu Biraz silik ama kalbimde okunuyor -Ruhumda da çalıyor…- Ama bir ben duyamıyorum Kendi içimi duyamıyorum!   Sensizim, bu şarkının içinde ritimsizim Ses tellerim kopmuş sanki Konuşamıyorum, gücüm yetmemekte   Sisler gecesinin bir şarkısını paylaşıyoruz Kalplerimizde bir hüzün Belki de biraz kırgınlık Sen tellerimde duyuyorum tiz kırıklığını   Kalemimden çıkmış bir şarkıda Yine yaşıyorum işte bir diyarda Ve sen… Sen, bu şarkıda yaşıyorsun   Kalbine yazılmış sanki bu şarkı Seni yaşatıyor işte Duymuyor musun nefesini Kendinde kaybolmuyor musun?   Bir kere dinle kalbinin şarkısını Kulaklarında değil, ruhunda duy…

  • Röportaj

    İşine Tutkulu Bir Muhabir; TUTKU AKBAŞ

    15 yıldır gazetecilikle uğraşan,  7 yıldır Tekirdağ Çorlu Devrim Gazetesinde muhabirlik yapmakta mesleğini hayat felsefesi haline getirmiş bir gazeteci, Tutku Akbaş. Şimdi onun renkli dünyasına değineceğiz. Gazeteciliğin ne kadar kutsal bir meslek olduğunu da bir nevi onun hisleriyle tadacağız.. 1- SİZİ GAZETECİ YAPAN KİŞİLİK ÖZELLİĞİNİZ NEDİR? NEDEN GAZETECİĞİLİ SEÇTİNİZ TUTKU BEY? -Sanırım en büyük özelliğim maceracı yapımla ilgili. Bunun yanında insanların dertleri ile dertlenmeyi ve onların sıkıntı ve taleplerini yerine getirmeyi çok sevdim. İnsanlar sizden bir şey istiyor ve siz o isteklerini kendi çabanızla ve yaptığınız bir haberle yerine getirdiğiniz zaman daha çok mutlu oluyorsunuz. Mesleği seçmemdeki en büyük etkenlerden biri de bu oldu. İnsana dokunmak! 2- GAZETECİ OLMASAYDINIZ HANGİ…

  • Şiir

    Muhtacım…

    Üşüyorum, Kalbim toprak altında kalmış Çok soğuk burası Kendi içimde buz tutuyorum   Tut ellerimi, ne olursun tut Bırakma, yok olmaya bırakma beni Giderim… uzaklara gider, kaybolurum İçimde üşüyorum…   Rüyalarımda ısınıyorum Yine seninle buluşuyorum Garip ve yarım bir sıcaklıkta yine beraberiz Ellerimiz uzaktaki iki yabancı…   Sıcaklığın derinliklerindeyim Hâlâ üşüyorum, üşüyorum ve düşüyorum Düşünüyorum ama kavuşamıyorum Bir boşluktayım, ucu bucağı yok   Serin gecenin içinde bir fener aradım Sevgilim, gözlerine muhtacım Yolum, kalbinde gizli Sana muhtacım…

  • Şiir

    Yıllık Yalnızlık

      -Sensizlikten Önce…- Güne saçlarının sarılığı açıyor Hava yine biraz sen kokuyor Hüzünlü bir rüzgâr esiyor İçinde biraz kalbim yaşıyor   Salkımların doldurduğu yollarda Kokluyorum havayı arada Bulutlar havadan bakıyor bana Duyuyorum, içime işliyor…   Martıların sesleri artık gelmiyordu Bu sahiller, caddeler, sokaklar… Nefessiz kalmıştı artık, sensiz kalmışlardı   Havada bir ayrılık kokusu var, Kokudaysa bir hüzün, bir burukluk…   Bir özlemde buluşan iki kalp Karalar bağlamış bir karanlıkta Kayboluyorlardı…   -Sensizlikten sonra…- Bir daha var olamadım ruhumda Yoktum sanki, yaşamıyordum   İçimde yarım kalmıştım, Tamamlanmıyordu duygularım   Ama seni bir deli gibi sevdim Saf duygularla sevdim Hissettirmeden, sadece sıcak bir huzurla Ve, sadece kendi kalbimi yakarak Sevdim…   -Sevgiden…

error: Kopyalanmaz, çoğaltılmaz, emeğe saygı!!